(818 S. K. m. 106)
Dava: Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davalı vekilince duruşmalı, davacı vekilince duruşmasız olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı Saadet Özfırat ile davalı vek Av. Burak Kireçci'nin gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Karar:
Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında 15.10.1997 tarihli taşkömürü alım-satım sözleşmesi imzalandığını, müvekkili tarafından temin edilen ve depolanan kömürün, davalının haksız eylemi sonucu teslim edilemediğini, davalının sözleşmeyi haksız olarak fesih ettiğini, haksız fesih nedeniyle uğranılan 60.131,47 ABD doları zarar ve 25.587,45 ABD doları kar mahrumiyetinin davalıdan tahsilim talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, ilk parti malı sözleşmeye uygun olarak vadesinde teslim eden davacının ikinci parti malı 1998 Ocak, Şubat tarihinde teslim etmeyerek temerrüde düştüğünü, davacının zamanında kömür teslim etmemesi nedeniyle zarara uğrayanın müvekkili olduğunu sözleşmenin müvekkili tarafından haklı olarak fesih edildiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve toplanan deliller ve bilirkişi raporuna göre, ilk parti sevkiyatının akreditif açılmadan gerçekleştirilmiş olmasının daha sonraki teslimatın da akreditif açılmadan yapılacağı şeklinde kabul edilemeyeceğini, davacının ikinci parti malı süresinde teslim etmediği gerekçesiyle sözleşmenin davalı tarafından fesih edilmesinin haksız olduğu, davacının 10.000 tonluk, ikinci parti teslimat yönünden sadece 5.500 tonluk kısım için teslim hazırlığı yaptığı bu nedenle sadece 5.500 tonluk kısma yönelik tazminat talep edebileceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile kısmen reddine, 56.650 dolar'ın fiili ödeme günündeki Türk Lirası karşılığının davalıdan tahsiline fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Sözleşmenin 8. maddesinde alıcının, satıcının kabul edeceği bir banka tarafından konfirme edilmiş, feshedilemez ve sözleşmedeki tüm miktarı ve olası miktar varyasyonlarını karşılayacak şekilde satıcı adına akreditif açacağı 17. maddede 20.000 metrik ton kömürün 10.000'er metrik ton halinde kasım 1997 ve Ocak -Şubat 1998 tarihinde iki parti şeklinde teslim edileceği kararlaştırılmıştır.
Davalı alıcı tarafından ilk parti 10.000 metrik ton kömür için 20.10.1997 tarihinde gemi nomine edildiği 5.11.1997 tarihinde akreditif açıldığı ve Kasım 1997'de teslimi gereken kömürün teslim edilip bedelin ödendiği hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık 8. maddeye göre satışı kararlaştırılan tüm miktar ve olası miktar varyasyonlarını karşılayacak şekilde akreditif açtırmayan davalının mı yoksa teslim tarihleri belli olan kömürün teslime hazır olduğunu davalıya bildirmeyen davacının mı? temerrüde düştüğü noktasında toplanmaktadır.
Davalının sözleşmenin 8. maddesinde belirtilen nitelikte akreditif açmamasına, sadece Kasım 1997 tarihinde teslim edilecek ilk parti kömür için gemi nomine edildikten sonra akreditif açmasına rağmen davacının buna ses çıkartmaması karşısında, 8. madde hükmünün taraflarca zımnen değiştirildiği ve öncelikli edimin gemi nominasyonu yapacak olan davacıya ait olduğunun kabulü gerekir. Davacı, davalı tarafta yarattığı bu güvene rağmen, daha sonra sözleşmede belirtilen şekilde akreditif açılmadığı gerekçesiyle mal tesliminden kaçınamaz.
Sözleşmenin 17. maddesine göre teslim tarihi belli olduğundan davacının taşımayı yapacak gemiyi belirleyip davalıya bildirerek akreditif açılmasını istemesi gerekirken, ilk parti malın tesliminden sonra (4) ay sessiz kalan davacının bu eylemi kömür teslim borcunu yerine getirmediğinin göstergesidir.
Davacı kömür teslim borcunu sözleşme hükümlerine uygun olarak yerine getirmediğinden, davalının sözleşmeyi fesih etmekte haklı olduğunun kabulü ile davanın reddi gerekirken yazılı gerekçe ile hüküm kurulması isabetli görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddine, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davalı yararına takdir edilen 97.500.000. TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak, davalıya ödenmesine, peşin harcın istek halinde iadesine, 13.12.2001 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Dosyada toplanan bilgi ve belgelere sözleşme hükümlerine göre, davalının akreditif açma yükümlüğünü zamanında yerine getirmemiş bulunmasına, delillerin takdirinde sözleşmeye aykırı bir yön bulunmamasına göre yerel mahkeme hükmünün onanması görüşündeyim.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy