(2004 S. K. m. 67)
Dava: Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davalı borçlu aleyhindeki icra takibi sebebiyle düzenlenen ödeme emrine kusuru olmaksızın bir mani sebebiyle süresi içinde itiraz edemediğinden gecikmiş itirazda bulunmuş, itiraz üzerine Tetkik Merciince takibin geçici olarak durdurulması öngörülmüş ve bu konuda açılan davada, borçlunun ödeme emrini (takibi) 4.9.1995 tarihinde öğrendiğinin tesbitine 14.5.1997 tarihinde karar verilmiştir.
İİK.nun 67. maddesinde takip talebine itiraz edilen alacaklının, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içerisinde itirazın iptali davası açabileceği öngörülmüştür. Bu durumda süresinde yapılmayan itiraz üzerine İcra Tetkik Merciinde açılan dava sonunda gecikmiş itirazın varlığı kabul edilmek suretiyle karar tesis edilmiş olduğu gözetildiğinde itirazın iptali davasının süresinde açılmış olduğunun kabulü gerekir.
İtirazın iptali davasına konu alacak banka kredi sözleşmesi uyarınca açılan kredinin, geri ödenmemesi sebebiyle ipoteğin temin etmediği miktarı oluşturan ve takip talepnamesine göre (98.567.781-TL asıl alacak ve faizinden) ibaret bulunmaktadır. Aynı ilişki sebebiyle ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla girişilen Bursa 6. İcra Müdürünün 1993/5498 Esas Sayılı dosyasında icra müdürlüğünce icra takip talebine konu ipoteğin 900.000.000-TL ile sınırlı limit ipoteği olduğu ancak 22.6.1998 tarihine kadar oluşan banka alacağının 1.535.015.000-TL.ye baliğ olduğu hususu belirtildikten sonra söz konusu ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip sebebiyle davalı 401.840.000-TL ödemiş olduğundan, ancak 498.160.000-TL ödenmesi halinde ipoteğin kaldırılmasının düşünülebileceği belirtilmiş ve bu belirlemenin davalı borçluya bildirilmesi üzerine ipoteğin temin ettiği bakiye miktar alacaklı vekilince tahsil edilmiş bulunduğundan ipoteğin fekki yönünde girişimde bulunulduğu anlaşılmaktadır.
Mahkemece alınan bilirkişi raporunda, davacı banka alacağı %142,5 temerrüt faizi üzerinden yapılan hesaplama ile ve dava tarihi itibariyle 1.465.612.347-TL belirlenmiş ve mahkemece yukarıda sözü edilen ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile girişilen dosyada yapılan ödeme tutarı 498.160.000-TL düşülerek 967.452.347-TL üzerinden karar tesis edilmiştir. İtirazın iptali davasında taraflar arasındaki alacak-borç ilişkisinin boyutunun icra takibine girişildiği tarih itibariyle hesaplanması gerekmekte ise de, aynı kredi sözleşmesi sebebiyle girişilen ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip ve takip sırasında yapılan ödemeler dikkate alınarak yapılan ödemeler ve bakiye borç yönünden varılan sonuçların görülmekte olan dava sebebiyle yapılacak hesaplamalara etkili olacağı kuşkusuzdur.
Diğer yandan dava dilekçesinde icra takibine vaki itirazın iptaline karar verilmesi istenilen alacağın %142,5 faiz oranı üzerinden hesaplaması talep edilmiş bulunduğu gözetildiğinde bu oran üzerinden hesaplamanın yapılmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Ayrıca, davalı kredi borçlusu tarafından davacı bankaya kredinin teminatı olmak üzere toplam 410.000.000-TL tutarında 8 adet senedin verilmiş olduğu ve davacı bankanın 14.7.1999 tarihli yazısından senet bedellerinin tahsilinin mümkün olmadığı ve halen bankada muhafaza edildiği anlaşılmaktadır. Davacı bankanın tahsiline muvaffak olamadığı ve davalı borçluya iade etmediği söz konusu senetlerle ilgili olarak icra takibinde bulunmadığı diğer bir deyişle kredi borçlusunun bu senetlerle hak sahibi olduğu yönü üzerinde durulup bu husus karar yerinde tartışılmamıştır. İcra takibine konu alacağın likid nitelikte bulunduğu gözetilmeden bu yöndeki istemin yazılı şekilde reddedilmesi de kabul şekli itibariyle isabetli değildir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün taraflar yararına BOZULMASINA, peşin harçların istek halinde iadesine, 28.11.2000 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy