(2675 S. K. m. 34, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42)
Dava: Taraflar arasındaki tenfiz davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalı şirketin İtalyan Nuano Mahkemesinin 10.1.1998 tarihli kararı ile iflasına karar verildiğini, müvekkilinin müflis şirketin kayyımı olarak atandığını, müflis şirketin tek mal varlığı olan geminin Bozyazı limanında bulunduğunu, geminin satışından elde edilen paranın alacaklılara ödenmesinden sonra kalan bakiyenin müflis şirkete değil, iflas masasına ödenmesi için iflas kararının tanınması gerektiğini, tanıma için gerekli tüm koşulların mevcut olduğunu ileri sürerek iflas kararının ve müvekkilinin temsile yetkili bulunduğunun tanınmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevabında, şirket yetkilisinin 1994 yılında genel vekaletname verdiğini, gemi üzerinde kanuni rehin hakkı bulunduğunu, iflas kararının tanınmasının istenemeyeceğini belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece iddia, savunma ve toplanan delillere göre yabancı mahkeme kararlarının 2675 sayılı Kanunun 42. maddesine göre tanınabileceği, hak ve fiil ehliyetinin milli hukuka tabi olduğu halde hacir ve vesayete ilişkin hususlar ve kayyımlığın Türk Hukukuna tabi bulunduğu, yabancı mahkeme kararıyla atanan kayyımın müflisin malları üzerinde tasarrufta bulunması ve Türkiye'de görev yapmasının emredici kurallara aykırı olduğu gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
İtalya'da Nuano Mahkemesinin kararı ile iflasına karar verilen R... SRL firmasına iflas kayyımı olarak Dr. Salvotore atanmış, iflas kayyımı iflas kararının Türkiye'de tanınması için 25.6.1995 tarihli vekaletnameyi vermiş, bu vekaletnameye dayanarak iflas kararının etkisinin ve iflas kayyımının yetkilerinin tanınması için bu davayı açmıştır.
İtalya ile Türkiye arasında anlaşma bulunmadığından ve 5 Haziran 1990 tarihli İstanbul Sözleşmesi yürürlüğe girmediğinden yabancı ülkede bulunan İflas idaresi Türkiye'de faaliyette bulunamaz, bu nedenle davacının iflas kayyımının yetkilerinin tanınmasına yönelik talebi yerinde değildir.
Ancak yabancı iflas kararının iflasa karar verilen ülke ile Türkiye arasında anlaşma bulunması veya MÖHUK.'nun 34-41. maddelerindeki koşulların bulunması halinde iflas kararına Türkiye'de etki tanınması istenebilir. Davacının iflas kararına Türkiye'de etki tanınmasına yönelik talebi ile ilgili olarak karşılıklı işlem ve diğer koşullar yönünden değerlendirme yapılarak varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisinde isabet görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 1.3.2001 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy