(818 S. K. m. 60) (1086 S. K. m. 275)
Dava: Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere ve özellikle BK.nun 60. maddesi hükmüne göre haksız eylemle zarar gören tarafın zararı ve faili öğrenme tarihinden itibaren bir sene ve her halde eylemin meydana gelmesinden itibaren 10 sene içinde dava açabileceğine, somut olayda davacının daha önce açtığı davanın husumetten reddi üzerine faili öğrendikten itibaren bir yıllık zamanaşımı süresi dolmadan dava açtığının anlaşılmasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarına ve davacı vekilinin temyizine gelince;
Davalı vekili cevap dilekçesinde eylemin müvekkili tarafından işlenmediğini ve istenen tazminatın fahiş olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. Bu durumda mahkemece iddia ve savunma çerçevesinde taraf delilleri toplanarak ve gerektiğinde davacının olay sonucu uğradığı gerçek zararın tespiti yönünden uzman bilirkişiden rapor alınarak tüm deliller birlikte değerlendirilip uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken davalının taraf olmadığı delil tespit raporu esas alınarak eksik inceleme ile karar verilmesi doğru görülmediği gibi, tarafların tacir olduğu gözetilerek talep doğrultusunda reeskont faizine hükmedilmesi gerekirken yasal faize hükmedilmiş olması da kabul şekli itibariyle isabetli değildir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 24.10.2000 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Bir işte iki tarafın tacir olarak görünmesi o işin ticari sayılmasına yeterli değildir. TTK.nun 21/2 maddesinde tanımı yapılan ticari iş taraflar arasındaki ilişkinin bir sözleşmeden doğmuş bulunmasına bağlıdır. Taraflar arasındaki ilişki bir haksız fiilden kaynaklanıyorsa anılan hükmün uygulanmasına olanak yoktur. Somut olayda haksız fiil söz konusudur. Taraflar arasında sözleşmeden doğmuş hukuki ilişkinin varlığından söz edilemez. O halde tarafların sıfatına bakılmaksızın haksız fiil sonucu oluşan zarara olay tarihi itibariyle (4489 sayılı yasa hükümleri ayrık kalmak üzere) reeskont faizi değil yasal faizin uygulanması gerektiği düşüncesinde olduğumdan Dairemiz çoğunluğunun faize ilişkin bozma görüşüne katılamıyorum. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy