(818 S. K. m. 101)
Dava: Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi iinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalıya yapılan alışverişler sonrası verilen bonoların ödenerek geriye alındığını ve vade farkı borçları olmadığını iddia ederek borçlu bulunmadıklarının tespitini talep ve dava etmiştir.
Davalı savunmasında, kooperatif genel kurulunda alınan karara göre gününde ödenmeyen faturalara vade farkı uygulandığını beyan ederek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, taraflar arasında vade farkı anlaşması bulunduğu ancak vade farkının faiz olması nedeniyle yeniden faiz istenemeyeceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacının temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Vade farkı, taraflar arasında borcun vadesinde ödenmemesi halinde, mal ve hizmet bedeline belirlenen oranda ekleme yapılmak suretiyle alacağın ulaştığı miktarı belirleyen bir unsur olup faiz niteliğinde değildir. Bu nedenle borçlunun temerrüde düştüğü tarihten itibaren vade farkı alacağına temerrüt faizi uygulanır. Mahkemece açıklanan husus gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) no'lu bentte açıklanan nedenle davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddine, (2) no'lu bentte açıklanan nedenle hükmn davalı yararına BOZULMASINA, 15.1.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy