(2004 S. K. m. 67)
Dava: Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Davacı vekili, davalıya ait araç sürücüsünün tam kusuruyla meydana gelen trafik kazası sonucu müvekkiline ait aracın hasarlandığını, alacağın tahsili için girişilen icra takibine davalının haksız olarak itiraz ettiğini iddia ederek itirazın iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile icra dosyasına davalı tarafından yapılan itirazın kısmen iptali ile 148.645.214.TL asıl alacak ile 71.225.831.TL. faiz toplamı 219.871.045.TL. üzerinden takibin devamına, 148.645.214.TL. asıl alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesine, alacak likit olmadığından inkar tazminatı ve diğer fazla taleplerin reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere ve özellikle, tazminatın belirlenmesine ilişkin uzman bilirkişi raporunun oluşa ve dosya içeriğine uygun olmasına ve davalının tacir olmaması nedeniyle alacağa yasal faiz uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Mahkemece alınan 15.6.2000 tarihli ilk bilirkişi raporunda davacı zararı 164.337.577.TL. olarak belirlenmiş, davalı bu rapora itirazı olmadığını bildirmiştir. Davacının itirazı üzerine alınan 17.7.2000 tarihli ek raporda davacı zararı 148.645.214.TL. belirlenmiş ise de davalının ilk bilirkişi raporuna itiraz etmemiş olması nedeniyle ilk bilirkişi raporundaki miktarın davacı yararına usuli kazanılmış hak oluşturacağı gözetilerek hüküm kurulması gerekirken, bu yön düşünülmeden eksik tazminata karar verilmesinde isabet görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 sayılı bentte açıklanan nedenlerle diğer temyiz itirazlarının reddine, 2 sayılı bentte açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine 1.11.2000 gününde oyçokluğla karar verildi.
Davacının tacir olduğu; hasarlanan otonun davacının ticari işletmesine dahil ve meydana gelen zararın da ticari işletmeye ilişkin bulunduğu tartışmasızdır.
3095 sayılı kanuni faiz ve temerrüt faizine ilişkin kanunun 2 nci maddesinin üçüncü fıkrası ödeme yerinde ve ödeme zamanındaki banka iskontosu yukarıda açıklanan miktardan fazla ise, arada sözleşme olmasa bile ticari işlerde temerrüt faizi, T.C. Merkez Bankasının kısa vadeli krediler için öngördüğü reeskont faizi oranına göre istenebilir şeklindedir.
Bunun açık anlamı: ticari işler için reeskont faizi istenebileceği olup; bu durumda ne tür işlerin ticari iş olduğunun; değişik bir anlatımla ticari işletmeye yönelik bir haksız fiilin de ticari işlerden madut bulunup bulunmadığının belirlenmesi gerekmektedir.
TTK.nun 3 ncü maddesi Bu kanunda tanzim olunan hususlarla bir ticarethane veya fabrika yahut ticari şekilde işletilen diğer bir müesseseyi ilgilendiren bütün muamele, fiil ve işler ticari işlerdendir şeklindedir. Bu maddenin anlamı da açık olup; ticari şekilde işletilen bir müesseseyi ilgilendiren ve bu müesseseye yönelik bulunan (haksız fiiller dahil) bilumum fiillerin ticari iş olarak kabulü icap etmektedir. Zira bir iş ve fiilin ticari sayılması hukuka uygun bulunması koşuluna bağlanmamıştır.
Yukarıda belirtildiği gibi somut olay, tacir olan davacı şirkete ait bulunan bir otoya haksız fiil ika olunmasından ibaret olup; bu haksız fiilin ticari iş olarak nitelendirilmesi gerekeceği açıktır. Böyle bir filin müesseseyi ilgilendirmeyen bir fiil olduğu söylenemez.
Bu durumda ticari iş niteliğinde olan haksız fiilden dolayı zarar gören tacir durumundaki davacı şirket lehine reeskont faizine hükmolunması zorunludur. Nitekim 3095 S.K.nun 2/3 ncü maddesindeki arada sözleşme olmasa bile şeklindeki hüküm haksız fiillere de reeskont faizi uygulanabileceğini göstermektedir.
Kaldı ki; 3095 sayılı kanunun 2/3 maddesinde ticari iş tabiri doğrudan kullanılmayıp; bu anlama gelebilecek başka bir tabir kullanılmış olsa idi dahi; TTK'nun 1462 nci maddesinin bu kanundan gayrı olan ticari hükümlerde geçen ticari muamele, mevaddı ticariye, ticari mukavele sözleri, bu kanunun 3 ncü maddesindeki ticari işleri anlatır şeklindeki hükmü icabı olarak söz konusu maddedeki ticari iş tabiri, TTK'nun 3 ncü maddesi doğrultusunda anlamlandırılıp, somut olaydaki haksız fiilin ticari iş olarak nitelendirilmesi gerekecekti.
TTK.nun 21 nci maddesi tacirin borçlarına ve mukavelelere ilişkin olup; tacirin alacakları ve fiillerle ilgili olmadığından, somut olayda uygulama yeri bulunmamaktadır.
3095 sayılı kanundan önceki döneme bakıldığında ticari olmayan işlere kanuni faiz uygulandığı halde, ticari işler için kanuni faizin iki katı miktarındaki ticari faizin uygulanması gerektiği görülür. Bunun sebebi, yasa koyucunun, temerrüt halinde ticari olmayan işlere nisbetle ticari işlerde daha fazla kazanç ve daha fazla zarara uğrama ihtimali bulunduğu benimsemesidir. Aynı düşüncenin 3095 sayılı kanuna değişik boyutta aktarılmış olması da haksız fiile maruz kalan tacir lehine reeskont faizi uygulanmasının kanun koyucunun amacına uygun düşeceğini göstermektedir.
Yukarıdaki açıklamaların ışığı altında davacı şirketin maruz kaldığı haksız fiil nedeniyle reeskont faizi isteyebilmesi mümkündür. Nitekim takip talebinde %80 ile sınırlandırılmak suretiyle reeskont faizi talep edilmiştir.
Bu durumda yerel mahkeme kararının, davacının bu yöndeki temyiz itirazı da kabul edilerek mahkemece alacağın sübuta eren miktarının, HUMK.nun 74 üncü maddesi hükmü de gözetilerek %80'i aşmamak üzere reeskont faizi ile tahsiline imkan verecek şekilde itirazın iptaline karar verilmesi gerektiği yönünden de bozulması icap ettiği kanaati ile sayın çoğunluğun görüşünün sadece bu yöne ilişkin bölümüne katılmıyorum. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy