(2004 S. K. m. 72)
Dava: Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalılar vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davaca vek. ile davalılar vek. gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili, davalıların Ankara 6. İcra Müdürlüğü'nün 1999/5455 sayılı icra dosyasında, müvekkilleri aleyhine faturalara dayalı olarak 42.867.021.975.TL. lık icra takibi yaptığını, yasal süre içerisinde takibe itiraz edemediklerini, ancak takip alacaklısı davalılarla alacağın taksitler halinde ödenmesi hususunda anlaştıklarını ve davalılara toplam 91.577 Dolar tutarında dört adet bono verildiğini ve bonoların ödendiğini, takip konusu alacak ödendiğinden icra dosyasının işlemden kaldırılması gerekirken davalıların, anılan icra dosyasında haciz işlemine başladığını belirterek 1999/5455 sayılı dosyada yapılan takiple ilgili olarak borçlu bulunmadıklarının tespitini ve % 40 tazminata hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, senetlerin icra dosyasındaki alacağa karşılık verilmediğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne, davacıların Ankara 6. İcra Müdürlüğü'nün 1999/5455 sayılı dosyası üzerinden girişilen takip nedeniyle davalılara borçlu bulunmadığının tespitine %40 tazminatın, davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davalı yan davaya cevabında icra takibine konu alacak ile 14.10.1999 tarihli protokole bağlanan alacağın ayrı nedenlere dayalı olduğunu savunmuştur. İcra takibinden sonra yapılan ödemelerin, diğer bir anlatımla alacağın muaccel olmasından sonra yapılan tediyelerin (ödemelerin) mevcut bir borcun tahsiline yönelik olarak yapılmış olduğunun kabulü gerekir. Bu durumda davalı tarafa 14.10.1999 tarihli protokole konu olan bonolarla yapılan ödemelerin ayrı bir borç ilişkisi nedeniyle düzenlenmiş olduğunu kanıtlama olanağının verilmesi gerekir. Polis memurları tarafından düzenlenen ifade tutanaklarında yer alan beyanlar, bu yönde yeterli kabul edilemez. Ayrıca İİK. nun 72/5. maddesinde dava kabul edildiği takdirde, borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötüniyetli olduğunun anlaşılması halinde borçlu lehine tazminata hükmedilebileceği öngörülmüş bulunduğundan ve başlangıçta davalıların icra takibine girişmekte kötüniyetli olduğu da söylenemeyeceğinden anılan maddeye göre tazminata hükmedilmesi ve müddeabihe dahil olmayan kötüniyet tazminatı üzerinden karar ve ilam harcı alınması da kabul şekli itibariyle doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davalılar yararına takdir edilen 97.500.000.TL duruşma vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalılara verilmesine, peşin harcın istek halinde iadesine, 02.03.2001 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy