(2004 S. K. m. 72)
Dava: Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacılar vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacılar vek. Av. M. E. ile davalılardan banka vek. Av. M. D. gelmiş, diğer davalılardan kimse gelmemiş olduğundan onların yokluğunda duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Davalılardan Garanti Bankası ile diğer davalılar Amasyalı İç ve Dış Tic. Ltd. Şti. arasında 22.5.1997 tarihinde 8.100.000.000.-TL'lık Tüketici Kredi Sözleşmesi imzalandığı ve bu sözleşmeye davacılar Ankara Hamburger İşletmeciliği Sanayi ve Tic. A.Ş ile H. A.'ın müteselsil kefil oldukları, geri ödeme planına göre davalı T. Ç.'in keşideci Ankara Hamburger işletmeciliği Sanayi ve Tic. A.Ş'nin kefili olduğu 811.976.272.-TL'lık yirmi dört adet bononun bankaya verildiği, banka ile kredi borçlusu şirket arasında rehin sözleşmesi imzalandığı ve rehinli taşıtın yediemin olarak H. A.'a teslim edildiğini belgeleyen Yediemin teslim tutanağı bulunduğu ve ilk dört bono bedelinin bankaya ödendiği hususları tartışmasızdır.
Davacılar vekilinin iddiası, müvekkillerinin rehnin varlığına güvenerek kredi sözleşmesini ve bonoları kefil olarak imzaladığını, oysa gerçekte var olmayan bir araç için rehin sözleşmesi yapıldığı ve müvekkillerinin aldatıldığını, eğer rehin sözleşmesi olmasaydı müvekkillerinin kefil olmayacaklarını, esaslı hataya düşürüldüğünü bu nedenle müvekkilleri hakkında başlatılan icra takibinin teminatsız olarak durdurulmasını, sözleşmedeki ve bonolardaki imzaların müvekkillerini ilzam etmediğinin tespitini, %40 tazminata hükmedilmesine yöneliktir.
Davalı banka vekili; Davacıların tüketici kredi sözleşmesini müteselsil kefil olarak imzaladığını, sözleşmede kredinin mutlaka rehin karşılığı kullandırılacağına dair bir kayıt olmadığını, ayrıca rehnin kefalet borcunun teminatı için değil kredi borçlusunun kredi borcu için verilmiş olduğunu, bankanın kefalet ve diğer konularda davacıyı ikna etmesinin söz konusu olmadığı, Yediemin teslim tutanağında davacı H. A.'ın aracı yediemin olarak teslim aldığına dair imzası bulunduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
Diğer davalılar cevap dilekçesinde, haksız davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan delillere göre, davacılardan H. A.'ın rehne konu aracı yediemin teslim tutanağı ile teslim aldığına dair tutanak karşısında ve H. A.'ın davacı şirketin temsilcisi olması nedeniyle saikte hataya dayanarak sorumluluktan kurtulması ya da iyiniyetli oldukları yolundaki iddiasının kabul edilemeyeceğini, bankanın hile olayından haberdar olduğunun kabulüne imkan verecek delil de olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere ve özellikle rehnin kefalet borcunun teminatı için değil kredi borcunun teminatı olarak verilmiş olmasına, rehne konu aracı yediemin teslim tutanağı ile teslim alan davacının hataya düşürüldüğünü ileri süremeyecek bulunmasına, sözleşmede kredinin rehin karşılığı kullandırılacağına dair de bir kayıt olmamasına göre davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hüküm onanmasına, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davalı banka yararına takdir edilen 97.500.000.-TL duruşma vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalı bankaya verilmesine, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, 20.04.2001 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy