(6762 S. K. m. 82)
Dava ve Karar: Taraflar arasındaki menfi tesbit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı asil Z. ile davalı vekilin gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan davacı asil ile davalı avukatının sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalıdan pamuk ipliği alması konusunda tarafların anlaştıklarını ve cari hesap açıldığını müvekkilinin bu anlaşma ile birlikte davalının isteği üzerine 10.000.000.000.TL bedelli çeki teminat olarak davalıya teslim ettiğini, alınan mal bedellerinin banka havaleleri veya çeklerle ödendiğini buna rağmen davalının önce mal göndermeyi kesip sonra da teminat olarak verilen çeki bankaya ibraz ettiğini belirterek bu çek nedeniyle müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, dava konusu çekin gönderilen malların karşılığında verildiğini bu çek bedelinden ayrı olarak müvekkilinin daha 4.000.000.000.TL cari hesap alacağı bulunduğunu, dava konusu çekin dava tarihinden çok önce üçüncü bir şahsa devir edilmiş olduğunu bildirerek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan deliller ve alınan bilirkişi raporu ile davacının 1997 yılında davalı şirketten toplam 30.739.449.775.TL.lık mal aldığı, buna karşılık toplam 31.187.135.125.TL ödemede bulunduğunun anlaşıldığı dava konusu çekin herhangi bir emtia hareketine dayanmayıp teminat çeki olduğu gerekçeleri ile davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı şirket vekili tarafından temyiz edilmiştir.
TTK.nun 82 ve devamı maddelerinde ticari defterlerin delil olma özellikleri açıklanmıştır. Hükme dayanak yapılan bilirkişi raporunda taraflara ait defterlerin incelenmesi ile birbirlerini teyid etmedikleri açıklanmış ise de, bu defterlerin sahibi lehine delil olabilmeleri için zorunlu olan kapanış tasdiklerinin olup olmadığı taraf defterlerindeki kayıtların dayanağı olan belgelerin nelerden ibaret olduğu açıklanmaksızın görüş bildirilmiştir. Bu durumda alınan bilirkişi raporu hüküm kurmaya yeterli olmadığı gibi, Yargıtay denetimine de imkan verecek nitelikte değildir. Yapılacak iş konusunda uzman bilirkişi veya bilirkişi kurulundan yeniden açıklanan yönlerde gözetilerek bir rapor alınarak sonucuna uygun bir karar vermekten ibarettir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davalı yararına takdir edilen 97.500.000.TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak, davalıya verilmesine, peşin harcın istek halinde iadesine, 02.05.2001 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy