(2004 S. K. m. 67) (1086 S. K. m. 275)
Dava: Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı sebeplerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davalı vekili ile süresi içerisinde davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
1- Davalı vekili, davacının temyizine karşı düzenlediği cevap dilekçesinde hükme ait itirazını da ileri sürmüş ise, dilekçe temyiz defterine kaydedilmediği gibi harcının da yatırılmamış olduğu anlaşıldığından adı geçenin temyiz isteminin bu sebeple reddi gerekmiştir.
2- Dava, trafik kazası sebebiyle araçta meydana gelen zararın tazmini için girişilen icra takibine karşı yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Davacı, olay sonucu aracında meydana gelen hasarla ilgili olarak onarımı yapan servisten aldığı faturaları dava dilekçesine ekli olarak ibraz etmiştir.
Davalı iddia edildiği gibi gayri reşit oğlunun olaya karışmadığını savunduğuna göre mahkemece davayı takip ettiğini bildiren davalıya bu konudaki delilleri sorulup, toplanarak ve gerektiğinde kusur ve hasar yönünden uzman bilirkişiden rapor alınarak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı biçimde hüküm kurulması doğru değildir.
Sonuç: Yukarda açıklanan sebeplerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istem halinde iadesine, 24.11.2000 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Davacı, gelmediği takdirde yargılamaya yokluğunda devam olunacağı ihtarını taşıyan davetiye ile davet olunduğu durumda duruşmaya gelmemiş, mazeret bildirmemiş ve eski hale getirme talebinde de bulunmamıştır.
Davacı dilekçesinde, hasara uğratıldığını ileri sürdüğü aracın, ortağı bulunduğu Limited Şirkete ilişkin olduğunu; hasarın, davalının aracını kullanan reşit olmayan oğlunun çarpması sonucunda meydana geldiğini; olayı takiben zararın giderileceği hususunda davalı ile şifahi olarak anlaştıklarını ileri sürmüş; delil olarak adına dahi düzenlenmiş olmayan iki adet tamir faturası ile davalıya keşide edilen ihtarnameyi sunarak, başka delil olarak, isimlerini bildirmeksizin, tanığa da dayanacağını belirtmiştir.
Davalı vekili ise; aracın ticari şirkete ilişkin olduğunun belirtilmesi sebebi ile şahsı adına dava açan davacının aktif dava ehliyetine sahip bulunduğunu; davayı şirket adına açtığı kabul edildiği takdirde şirketi temsile yetkili olduğunu ve ayrıca davacının aracındaki hasarın iddia edildiği biçimde meydana gelmemesi ile bunun aksini ve zararın iddia ettiği miktarda olduğunu davacının kanıtlaması gerektiğini savunmuştur.
Görüldüğü üzere ortada iddianın ve savunmanın dayanağı olan vakıaların ve bunların delillerinin taraflarca hazırlanması ile mahkemeye bildirilmesi gereken bir dava mevcut olup; hakimin kendiliğinden (resen) araştırma yapması gereken bir durum söz konusu olmadığı içindir ki; mahkemece iddianın ispatı için bildirilmiş ve bunların toplanması için masrafları da karşılanmış bulunmayan delillerin toplanması mümkün değildir.
Bu davada davacının, savunmanın inkara yönelik olduğu da gözetildiğinde, öncelikle şirkete ilişkin olduğunu belirttiği araçla ilgili olarak açtığı bu davada aktif dava ehliyetine sahip bulunduğunu; hasarın iddia ettiği biçimde vuku bulduğunu ve zarardan davalının sorumlu olduğunu; zarar miktarının icra takibi ile talep ettiği kadar olduğunu kanıtlamak yükümlülüğündedir. İş bu ispat yükümlülüğünü duruşmaya gelip delillerini vererek ve bu delillerin toplanması için gerekli olan giderleri de yatırarak veya dava dilekçesinde bunları somut bir biçimde bildirip, toplanmaları için gerekli olan giderleri de kalem talimatnamesi hükümlerine uygun biçimde avans olarak karşılayarak yerine getirmesi gerekir.
Davacının dilekçeye eklediği yegane yazılı delil, adına dahi düzenlenmiş olmayan tamir işçiliği ve yedek parça bedellerine ait iki adet fatura ile alacağın talep edildiğine ait ihtarnameden ibarettir. Bu belgeler başka delillerle teyit edilmedikçe iddianın yukarda açıklanan yönlerinden hiç birisini sübuta erdirecek kudrette deliller değildir. Dosya içine alınan icra dosyasında da bu yöne ait hiçbir delil bulunmamaktadır. Dava dilekçesinde tanık deliline dayanılacağı bildirilmiş ise de tanıklar belirtilmemiştir. Ayrıca davacı delillerinin mahkemece toplanabilmesi için gerekli masraflar da avans olarak depo edilmemiştir. Bu sebeplerle davacının davasını kanıtlama yükümlülüğünü yerine getirdiği var sayılamaz.
Davacının duruşmaya gelmemesi ile kanıtlama yükümlülüğü karşı taraf geçmez. Her ne kadar davalı da savunmasını kanıtlamak yükümlülüğünde ise de; bu yükümlülük, davacı tarafından ikame ve ibraz edilen delillerin ortaya koyduklarının aksinin kanıtlanmasından ibarettir. Somut olayda, ibraz ettiği delillerin hiç birisi, davacının iddiasının sübutuna yeterli nitelikte deliller olmadığı içindir ki burada davalı savunmasının herhangi bir yönünü kanıtlamak durumunda değildir. Kaldı ki aleyhine ikame edilmiş yeterli delil olmadığı durumda beyanı inkar niteliğinde olan davalı davacının aracında hasar bulunmadığını var ise bile olayın kendisinin sorumlu tutulabileceği bir biçimde vuku bulmadığını; değişik bir anlatımla, olumsuzu ispat yükümlülüğü altına sokulamaz. Esasen tüm bunların kanıtlanmasından davalının kaçındığı veya kanıtlayamadığı var sayılsa dahi davacı, ön koşul olarak aktif dava ehliyetine sahip bulunduğunu kanıtlamadıkça, davanın davacı lehine sonuçlandırılması mümkün olamayacaktır.
Sonuç: Yukarda yazılı sebeplerle dilekçesine iddialarını kanıtlamaya yeterli delil eklemiş bulunmayan; delillerini somut bir biçimde belirtmiş ve gider de depo etmiş olmayan; duruşma için mazeret bildirmediği gibi eski hale getirme talebi de ileri sürmeyen davacının iddiasını ispat edebilmiş olmadığının kabulüne ait yerel mahkeme kararının onanması gerektiği kanaati ile sayın çoğunluğun bozma görüşüne katılmıyorum. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy