(2004 S. K. m. 72)
Dava: Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde taraflardan kimse gelmemiş olduğundan incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalının müvekkili aleyhine Manavgat İcra Müdürlüğünün 1997/1211 sayılı dosyası ile yaptığı takibe dayanak teşkil eden 8.000 DM bedelli senedin 1980 yılı öncesinde davalıdan alınan ve ödenen borca karşılık verilen bir bono olduğunu davalının senette tanzim tarihi yazılı pulu yırtarak yerine başka bir pul yapıştırıp bu pul üzerine de sahte imza atarak tanzim tarihi yazmış olduğunu davalının taraflar arasında çocuklarının evlilik amaçlı ilişkilerinin sona ermesi nedeniyle bonoyu takibe koyduğunu belirterek takip konusu bono nedeniyle müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine ve %40 tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, 24.6.1998 havale tarihli ıslah dilekçesi ile de senedin tanzim tarihi olan 20.9.1995 tarihinde taraflar arasında senet verilmesini gerektirir bir ilişkinin bulunmadığını, müvekkilinin 20 yıl önce davalıya Almanya'da bulunan ağabeyinin bir borcu için imzalı tanzim tarihi yazılı açık bir senet verdiğini bu borcun ödenmiş olmasına rağmen anılan senedin iade edilmediğini, senedin incelenmesinden takip konusu yapılan senedin verilmiş olan sonradan doldurulan bu senetle mi yapıldığının anlaşılmadığını, her iki halde de sahtecilik bulunduğunu, senedin tanzim tarihi yazılı pulun değiştirilmiş olduğunu alacağın zamanaşımına uğradığını, imzanın müvekkiline aidiyetinin tesbiti halinde bu iddialarının incelenmesini istemiştir.
Davalı vekili, dava konusu bonodaki imza inkarına ilişkin iddianın Manavgat İcra Tetkik Merciinin 1997/84 Esas sayılı dosyası ile incelenmekte olduğunu davacının iddialarını yazılı belge ile kanıtlaması gerektiğini bildirerek davanın reddine %40 tazminata karar verilmesini istemiş, dava ıslah dilekçesine karşı verdiği 3.11.1998 havale tarihli dilekçesinde ise, davacının dava sebeplerini ve dayandığı maddi vakıaları değiştiremeyeceğini, iddianın genişletilmesini kabul etmediklerini, davacının bonodaki açıktaki imzayı kabul edip pul üzerindeki imzaya itiraz ettiğini bonoda ille de iki imza olması, imzanın birisinin pul üzerinde bulunması gibi bir zorunluluk bulunmadığını takip konusu senedin tüm unsurları mevcut bir bono olduğunu, davacının ıslah dilekçesini kabul etmediklerini bildirmiştir.
Mahkemece, Adli Tıp Kurumundan alınan rapor ile senetteki yazıların yaşının tesbit edilemediğinin, İcra Tetkik Merciinin 1997/84 Esas sayılı dosyası ile de bonodaki imzanın davacıya aidiyetinin belirlendiğinin anlaşıldığı, davacının iddialarını yazılı delil ile kanıtlayamadığı, teklif edilen yeminin de davalı tarafından eda edilmiş olduğu gerekçeleri ile sabit olmayan davanın reddine, takibe konu alacağın %40 oranında icra inkar tazminatının davacıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacının bonodaki imzanın kendisine ait olmadığına ilişkin iddiasına karşılık mahkemece İcra Tetkik Mercii Hakimliği dosyası esas alınarak imzanın davacıya ait olduğu kabul edilmiştir. Ancak davacı taraf işbu davayı açarak Tetkik Mercii Hakimliğinde alınan rapora karşı çıkmıştır. Bu durumda mahkemece davacının imza inkarına yönelik olarak yeniden bir rapor alınarak varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken İcra Tetkik Mercii Hakimliğince bu yönde alınan rapor ile yetinilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 07.05.2001 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy