(2004 S. K. m. 72, 89)
Dava dışı borçlular hakkında davalı bankaca 1997/727 Esas sayılı icra takibi yapılmış ve takip kesinleşmiştir. Takip borçlularının davacı banka nezdinde alacağı olduğu öğrenilmekle davacıya İ.İ.K.nun 89/1.maddesi uyarınca birinci haciz ihbarnamesi tebliğ edilmiştir. Süresinde haciz ihbarnamesine bir itiraz yapılmamış bunun üzerine aynı yasanın 89/2.maddesi uyarınca ikinci haciz ihbarnamesi 23.2.1998 tarihinde tebliğ olunmuştur.
Birinci haciz ihbarnamesine yedi gün içinde itiraz etmemiş olması nedeniyle yasal kural gereği borç zimmetinde sayılmış olan banka, bu borcu ödemekten kurtulmak için ikinci haciz ihbarnamesinin tebliğinden başlayarak yedi gün içinde olumsuz saptama davası açması gerekir. Bu süre hak düşürücü süre niteliğinde olup, mahkemece davanın bu süre içinde açılıp açılmadığını doğrudan doğruya araştırmakla yükümlüdür.
Bu durumda, davacı bankanın süresinde borçlu olmadığına ilişkin olumsuz saptama davası açmadığı için borç zimmetinde sayılmış olmakla artık takip alacaklısı aleyhine, takip borçlusuna kendisinin borçlu bulunmadığından sözle, dava açma hakkı kalmamıştır. Davacı banka davanın süresinde açılmaması nedeniyle artık kesinleşen borcu icra veznesine ödemek yükümlülüğü altına girmiştir. Böylece aslında borcu olmadığı bu parayı ödemek zorunda kalan bankanın ödemeden sonra genel hükümlere göre takip borçlusuna karşı haksız zenginleşme davası açması gerekecektir.
Bu nedenlerle davacı bankanın, davalı bankaya karşı açtığı olumsuz saptama davasının reddi gerekirken, mahkemece yazılı nedenle kabulü doğru görülmemiş olup, hükmün BOZULMASINA, 25.6.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy