(3065 S. K. m. 8, 9) (1086 S. K. m. 295) (YHGK. 31.03.2004 T. 2004/19-220 E. 2004/181 K.)
Dava: Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vek. Av. Mustafa Aydın ile davalı vek. Av. N. Ünlü'nün gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Davacı vekili, davalı banka ile dava dışı kredi borçluları T. Traktör San. ve Tic. A.Ş. ve A. Dış Tic. A.Ş. arasında borcun tasfiyesine ilişkin olarak tarihsiz protokol yapıldığını, bu protokole göre borçlu iki şirketin müvekkili şirkete ait olan Alanya'daki otelinin davalı bankaya satılmasına ve protokol ile belirlenen 174.686.048.000.-TL banka alacağının satış bedelinden mahsup edilmesini sağlayacaklarım taahhüt ettiklerini, bu protokolde taraf olmayan müvekkiline ait gayrimenkulün 250.000.000.000-TL bedelle bankaya satıldığını, ancak bankanın bu satış bedelini müvekkiline ödemediğini, şimdilik gayrimenkulün satış bedelinin tamamını talep etme hakları saklı kalmak üzere satış bedelinden protokolde belirlenen iki şirket borcu olan 174.686.048.000.-TL'nın mahsubu ile geriye kalan 75.313.952.000.-TL satış bedeli bakiyesi ile 37.500.000.000.-TL davalının ödemek zorunda olduğu (KDV) olmak üzere 112.313.952.000.-TL'nın gayrimenkulün satıldığı 4.2.1999 tarihinden itibaren % 125 oranındaki faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, yapılan protokolün 7 nci maddesi ile söz konusu taşınmazın tapuda devir işleminin 31.1.1999 tarihine kadar yapılmadığı takdirde bu protokolün hükümsüz olacağının belirtildiğini ve taşınmazın devrinin de bu tarihe kadar yapılmadığından protokolün hükümsüz kaldığını, protokolün borcun yenilenmesi olmayıp, müvekkili bankanın tek taraflı borçluların borçlarından yaptığı bir indirim olduğunu, protokol hükümsüz kalmış ise de, borçlularla yapılan görüşmelerin devam etmesi neticesi söz konusu taşınmazın 4.2.1999 tarihinde 250.000.000.000-TL bedelle satın alındığını, tapu senedi akit tablosunda davacının satış bedelini nakden ve tamamen aldığının yazılı olduğunu, buna rağmen davacının satış bedeli istemesinin hukuken mümkün olmadığını, davacının protokolde imzası yok ise de, protokol ile kendisine yüklenen edimini yerine getirmek suretiyle protokole fiilen katıldığını, tapuda gösterilen bedelin rayiç değer olarak kabul edilemeyeceğini, az veya çok belirlenebileceğini, KDV Kanunu'nun 8. maddesine göre mükellefin ve sorumlunun mal teslim eden veya hizmet ifa eden kimseler olduğunu, ayrıca davacının perakende satış yaptığından KDV'nin fiyatın içinde olduğunu satıştan dört ay sonra kesilen usulsüz faturanın davacıyı haklı kılmayacağını bildirerek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece getirtilen 4.2.1999 tarih ve 522 yevmiye numaralı tapu resmi senedinde davacı şirket yetkilisinin 250.000.000.000-TL. satış bedelini tamamen ve nakden ve vekaleten aldığının belirtildiği davacının, HUMK'nun 295. maddesi gereğince sahteliği ileri sürülmeyen bu senedin aksini kanıtlayamadığı senette yer alan ödemenin yapılmadığı yolundaki davacı iddiasına itibar edilmediği gerekçeleri ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
1-) Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere göre aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-) Davacı yan talebinde dava dışı şirketlerin davalı bankaya olan ve protokol ile belirlenen miktar dışında satış bedelinden kalan bakiye miktar ile birlikte satıma konu taşınmaza ait KDV'den davalı alıcı bankanın sorumlu olduğunu bildirerek 37.500.000.000.-TL KDV sini de talep etmiştir.
3065 sayılı Yasaya göre gayrimenkul satışında KDV. nin satıcı tarafından satış bedeli ile birlikte tahsil edilerek vergi dairesine yatırılması gerekir. Başka bir anlatımla KDV. nin asıl yüklenicisi malı satın alan kişidir. Her ne kadar perakende satışlarda satış fiyatı KDV bedelini içerecek şekilde gösterilmekteyse de, gayrimenkul satışı perakende satış niteliğinde olmadığından satış bedelinin ve KDV. nin ayrı ayrı gösterilmesi gerekir. Tapu resmi senedinde satış bedeli 250.000.000.000.-TL olarak gösterilmiş olup, bu bedelin KDV'ni de içerdiği yolunda bir hüküm bulunmadığı gözetilerek, mahkemece KDV'nin davalı alıcıya ait olduğunun kabulü gerekirken, bu kalem isteğinde reddinde isabet görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) nci bentte açıklanan nedenlerle diğer temyiz itirazlarının reddine (oybirliğiyle), (2) nci bentte açıklanan nedenle hükmün davacı yararına BOZULMASINA (oyçokluğuyla) vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davacı yararına takdir edilen 97.500.000.-TL. duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, peşin harcın istek halinde iadesine, 05.07.2001 gününde karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
3065 Sayılı Katma Değer Vergisi Yasasına göre KDV'nin mükellef ve sorumlusu malı teslim eden veya hizmeti gören kişidir. (Md. 8 ve 9) Alıcı veya müşteri bu verginin mükellef veya sorumlusu değildir. Satıcı Maliye'ye ödediği veya ödeyeceği KDV'ni alıcı adına değil, kendi adına ödemektedir. Bu nedenle ödediği vergiden dolayı alıcıya rücu edemez. Ancak, satış sırasında ve paranın ödenmesinden önce düzenlenen belgede KDV. nin satış bedelinden ayrı olarak gösterilmesi ve alıcının da kabul etmesi halinde satıcı bu vergiyi alıcıdan satış bedeli ile birlikte tahsil edebilir. Fakat satıştan ve satış bedelinin ödenmesinden sonra satıcının kendilerinin sorumlu olduğu KDV. yi Maliye'ye ödemiş olmasından dolayı alıcıya rücu edemez. Çünkü alıcının Maliye'ye karşı böyle bir vergi borcu bulunmamaktadır. Davacı satıcı Maliye'ye kendi borçlarını ödemiş olmaktadır. Bu vergiyi ancak satış sırasında ve satış parası ödenmeden hesap ederek alıcıdan tahsil edebilir. Alıcı bunu kabul etmezse satıcı malını satmayabilir ya da alıcı KDV. li fiyatı yüksek bulup malı almayabilir. Aksi halde yani satış bedelini tahsil ederken ayrıca KDV'yi talep etmemişse, sonradan bu vergiyi alıcıdan talep edemez. (Yargıtay 13. H.D. 11.4.1989 T. 1989/533, 1989/2502 sayılı kararı Yargıtay Kararları Dergisi Cilt 16, sayı 3,Mart 1990 Sahife 400-402).
Somut olayda bir taşınmaz satışı sebebiyle oluşan KDV. yi ödemekle yükümlü olan tarafın davacı satıcı mı? yoksa davalı alıcı mı? olduğu uyuşmazlık kalemlerinden birini teşkil etmektedir.
3065 sayılı Yasanın 8 ve 9. maddeleri uyarınca KDV'nin mükellef ve sorumlusunun malı teslim eden kişi, yani satıcı olduğu, satıştan ve satış bedelinin ödenmesinden sonra satıcının kendisinin sorumlu olduğu KDV'yi Maliye'ye ödemiş olmasından dolayı alıcıya rücu edemeyeceği kanısındayız. Davanın reddine ilişkin yerel mahkeme kararı bu gerekçelerle onanması gerektiğinden sayın çoğunluğun bozma yönündeki görüşlerine katılamıyoruz. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy