(2004 S. K. m. 72/5)
Taraflar arasındaki menfi tesbit davasının bozma kararına uyularak yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde taraflardan kimse gelmemiş olduğundan incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Davacı vekili, davalının 20.7.1996 tarihli 1.350.000.000.-TL, 20.7.1996 tarihli 350.000.000.-TL ve 20.10.1996 tarihli 400.000.000.-TL tutarındaki üç çeke dayanarak müvekkili hakkında icra takibi yaptığını, takip konusu çeklerdeki imzanın müvekkiline ait olmadığını belirterek çeklerle borçlu olmadıklarının tespitini ve % 40 kötü niyet tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili çeklerin davacının ticari işlerini yürüten vekili Vahit Serdar S. tarafından verildiğini, çeklerdeki imzanın davacıya ait olmamasının sonuca etkili bulunmadığını beyanla davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece Adli Tıp Kurumu Fizik-Grafoloji İhtisas Dairesinin 30.9.1998 tarihli raporunda belirtilen görüş çerçevesinde, çeklerdeki imzanın davacının eli ürünü olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davacının çeklerle borçlu olmadığının tespitine, İİK'nun 72/5. maddesi uyarınca % 40 tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı vekilinin temyizi üzerine Dairemizin 8.11.1999 günlü 1999/4021-6627 Karar sayılı ilamı ile kısmen bozulmuş ve mahkemece bozmaya uyularak hüküm tesis edilmiştir.
İİK'nun 72/5. maddesinde, menfi tesbit davasının, borçlunun lehine hükme bağlanması halinde, borçluyu menfi tesbit davasını açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetle yapıldığının anlaşılması halinde borçlu lehine tazminata hükmedileceği öngörülmüştür. Somut olayda, dava konusu çeklerdeki imzanın davacının akrabası olduğu ileri sürülen dava dışı Vahit Serdar S.'a ait olduğu yolunda Adli Tıp Kurumu, İhtisas Kurulunca görüş bildirilmiş olmasına ve adı geçen bu şahsın davacıya ait birçok çeki imzalayıp davalı alacaklı dışında başka şahıslara da verdiğinin anlaşılmasına göre, açıklanan bu hususlar çerçevesinde davalı alacaklının takibinde kötü niyetli olduğu kabul edilemeyeceğinden, Dairemizin 8.11.1999 günlü ve 1999/4021-6627 sayılı bozma ilamının ikinci bendinin maddi yanılgıya dayalı olduğu ve bu nedenle bozma kararına uyulmasının kazanılmış hak teşkil etmeyeceği sonucuna varılmıştır. Bu nedenle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bozulması gerekmektedir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 20.04.2001 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy