(1086 S. K. m. 290)
Dava: Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin 27.1.1999 tarihinde davalıdan altı ay vadeli 500.000.000 TL borç para aldığını karşılığında boş senet verdiğini ancak davalının senedi müvekkilinin rızası hilafına 15.7.1996 vade tarihi yazarak 1.440.000.000 TL.'nin tahsili için takibe geçtiğini iddia ederek senet üzerindeki tanzim ve vade tarihlerinin sonradan yazıldığının tespitiyle faizin geriye doğru işletildiğinin kabulü ve 1.440.000.000 TL'lik kısım için borçlu olmadıklarının tespitine, takip talebinin bu kısım için iptali ile %40 tazminata hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, iddiaların asılsız olduğunu davacının müvekkilinden 15.5.1996 tarihinde iki ay vadeli 500.000.000.- TL borç para alarak senet verdiğini, senet bedelinin ödenmemesi nedeniyle takibe geçtiklerini belirterek davanın reddiyle %40 tazminata hükmedilmesini istemiştir.
Mahkemece toplanan deliller ve bilirkişi raporuna göre takip konusu senetteki tanzim ve vade tarihlerinin sonradan başka bir kalemle yazıldığı, taraflar arasındaki anlaşmaya göre 27.1.1999 tarihinden altı ay sonrası olan 27.7.1999 tarihinde ödeneceğinin kararlaştırıldığı ancak takip tarihi itibariyle vade tarihinin dolmadığı ve takip ile davacının temerrüde düştüğü ve davalıya işlemiş faiz borcu bulunmadığı gerekçesiyle takibe konu borç nedeniyle davacının 1.440.000.000.- TL borcu olmadığının tespitine dair verilen hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, vade ve tanzim tarihleri boş olarak verilen senedin anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğu iddiasına ilişkindir.
TTK.'nun 690. maddesi yollamasıyla bonolarda da uygulanması gereken aynı yasanın 592. maddesinde, bir senedin tamamen doldurulmadan tanziminin (tedavüle çıkarılmasının) mümkün olduğu, anlaşmaya aykırı olarak doldurulmuş bulunduğu yolundaki iddianın (H.U.M.K. Md. 290. uyarınca) usulen kanıtlanması gerektiği öngörülmüştür.
Bu nedenle mahkemece, davalının açık muvafakatı olmadan dinlenen tanık beyanlarına göre bononun vade ve tanzim tarihinin anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğunun kabulü isabetli olmadığı gibi davacı tarafın dava dilekçesinde altı aylık işleyen faizi kabul ettiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması da kabul şekli itibariyle isabetli değildir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 3.6.2001 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy