(2004 S. K. m. 72/5) (6762 S. K. m. 177)
Dava: Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili bankanın müvekkili şirket aleyhinde giriştiği icra takibinin dayanağını teşkil eden çeklere davalı bankaya ciro eden dava dışı Osman Nuri'nin keşide tarihinde müvekkili şirketi temsil ve ilzama yetkili olmadığını, davacı şirketi borç altına sokamayacağını, kaldı ki dava konusu çeklerin bankaya teminat ( rehin ) amacıyla ciro edildiğini, bu çeklerle müvekkil şirket hakkında takip yapılamayacağını bildirerek icra takibine konu edilen çeklerden dolayı borçlu olmadıklarının tespitine ve kötüniyetli takip nedeniyle davalıdan % 40 tazminatın tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı banka vekili, davacı şirket hakkında genel kredi sözleşmesine dayalı olarak takip yaptıklarını ve bundan ayrı olarak davacı şirketin borçlarına karşılık olmak üzere müvekkili bankaya ciro edilen çekler nedeniyle ayrıca tahsilde tekerrüre meydan verilmemek üzere icra takibinde bulunmalarına yasal bir engel olmadığını bildirerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, davacı şirketin davalı bankaya Fethiye 1. İcra Müdürlüğünün 1999/2993 Esas sayılı dosyasında takibe konu edilen çeklerden dolayı borçlu olmadığının tespitine haksız ve kötüniyetli takip nedeniyle % 40 oranındaki 8.040.000.000.- TL tazminatın davalı bankadan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
1- İcra takibine konu edilen çekleri davalı bankaya ciro eden dava dışı Osman Nuri'nin, o tarihte davacı şirketi temsil ve ilzama yetkili olmadığı toplanan delillerle saptanmış bulunmaktadır. Bu yön gözetildiğinde, şirketi sorumluluk altına sokamayacak kişinin cirosuyla davalı bankaya temlik ve tevdi edilen çeklerin, davalıyı gerçek ve meşru hamil kılmayacağının kabulü gerekir. Bu nedenle aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmektedir.
2- İİK.nun 72. maddesinin beşinci fıkrasında, davanın borçlu ( davacı ) lehine hükme bağlanması ve borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğunun anlaşılması halinde davacının talebi üzerine lehine tazminata hükmolunacağı öngörülmüştür. Somut olayda davalı bankanın icra takibine girişmekte kötü niyetli olduğu kabul edilemeyeceğinden, yazılı şekilde "haksız takip nedeniyle" tazminata hükmedilmesinde isabet görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda ( 1 ) sayılı bentte açıklanan nedenle diğer temyiz itirazlarının reddine, ( 2 ) sayılı bentte belirtilen nedenle yerinde görülen temyiz itirazının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 16.10.2001 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy