(406 S. K. m. 1) (233 S. KHK. m. 1, 2, 3) (3533 S. K. m. 1, 4, 6)
Dava: Taraflar arasındaki karşılıklı tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı esas davanın reddine, karşı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Davacı Türk ... A.Ş. vekili 8.10.1999 tarihli dava dilekçesinde; davalı idareye ait kamyonun telefon kablolarına çarparak koparmak suretiyle zarar ika ettiğini ileri sürüp; 525.048.228.-TL.nın olay tarihinden itibaren reeskont faizi ile tahsilini talep ve dava etmiş; karşı davanın reddini savunmuştur.
Davalı Orman İdaresi vekili 17.11.1999 tarihli karşı dava dilekçesinde, telefon kablolarının mevzuatın belirlediği yükseklikte olmaması nedeni ile idareye ait kamyonun tepe lambasının hasara uğrattığını ileri sürüp, 28.750.000.-TLnin olay tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiş; asıl davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece; asıl davanın reddi ile karşı davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesi ve karşı davayı da içeren cevap dilekçesi mecburi Hakem sıfatıyla yüksek dereceli Asliye Hukuk Hakimliğine hitaben düzenlenip, davaya 3533 Sayılı Kanun hükümlerine göre mecburi hakem sıfatı ile bakılması talep edilmiştir.
Orman İdaresinin 3533 sayılı yasaya tabi bulunduğunda kuşku yoktur.
406 Sayılı Telgraf Telefon Kanunu'nun 1 nci maddesine göre davacı-davalı Türk Telekom A.Ş. 233 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname hükümlerine tabi bir kamu iktisadi kuruluşudur.
233 Sayılı KHK.nin 2/3 maddesinde Kamu İktisadi Kuruluşu sermayesinin tamamı devlete ait olup, tekel niteliğindeki mal ve hizmetleri kamu yararı gözeterek üretmek ve pazarlamak üzere kurulan ve gördüğü hizmeti dolayısı ile ürettiği mal ve hizmetler imtiyaz sayılan kamu iktisadi teşebbüsüdür şeklinde tanımlamıştır.
3533 Sayılı Kanunun 1 inci maddesi Umumi, mülhak ve hususi bütçelerle idare edilen daireler ve belediyelerle sermayesinin tamamı devlete veya belediye veya hususi idarelere ait olan daire ve müesseseler arasında çıkan ihtilaflardan adliye mahkemelerinin vazifesi dahilinde bulunanların bu kanunda yazılı tahkim usulüne göre halledilmesini; 4 üncü maddesi de katma bütçe ile idare edilen daireler, belediyeler, özel bütçe ile idare olunan veya sermayesinin tamamı Devlet, belediye veya özel idarelere ait olan daire ve müesseselerin veya bu daire ve müesseselerden biriyle ikinci maddede yazılı dairelerden biri arasında çıkan uyuşmazlıkların, bulunduğu yerin ve uyuşmazlık gayrimenkule ilişkin ise o gayrimenkulün bulunduğu yerin ve taraflar değişik yerlerde bulunuyorlarsa davalı durumda olan daire veya müessesenin ve davalılar birden çok olduğu takdirde bunlardan birinin bulunduğu yerin Yüksek Dereceli Hukuk Mahkemesi Başkanı veya Hakimi tarafından hakem sıfatı ile çözümleneceğini; 6 nci maddesi verilecek kararların kabili itiraz olduğunu ve itiraz üzerine verilecek kararların kesin olduğunu amir bulunmaktadır.
Bu hükümler doğrultusunda değerlendirildiğinde; sermayesinin tamamı devlete ait bir kamu iktisadi kuruluşu olan davacı-davalı Türk Telekom A.Ş ile davalı-davacı Orman İdaresi arasındaki davaya, görevin kamu düzeninden bulunması nedeni ile tarafların talebi bulunmasa dahi, yüksek dereceli hakim tarafından mecburi tahkim prosedürü çerçevesinde bakılıp sonuçlandırılması ve bu hususa kararda işaret edilmesi gerekir. Kamu iktisadi kuruluşlarının, iktisadi alanda ticari esaslara göre faaliyet göstermek üzere kurulmuş bulunmaları ve özellikle davacının 406 sayılı kanunda belirtildiği üzere ticaret kanunu ve özel hukuk hükümlerine tabi olması mecburi tahkime tabi olmayacağını göstermez. Nitekim Dairemizin yerleşik uygulaması bu doğrultuda olduğu gibi H.G.K.nun ... 233 Sayılı KHK.nin 3.maddesine göre teşkilatlanan Türkiye Elektrik Dağıtım A.Ş ana statüsünün 3/5 maddesinde; teşekkülün sermayesinin tamamının devlete ait olduğunun belirtilmiş bulunması nedeniyle, TEDAŞ ile Orman Genel Müdürlüğü arasındaki davanın 3533 Sayılı Kanun hükümlerine tabi bulunduğuna ilişkin 27.10.1999 gün ve 1999/4-893-872 sayılı kararı da aynı doğrultudadır.
Bu durumda mahkemece öncelikle, görev yönü üzerinde durularak, hakem olarak davaya bakmakla görevli olunması halinde işin esasının 3533 Sayılı Kanun hükümleri çerçevesinde incelenip sonucuna göre bir karar verilmesi; görevli olunmadığının belirlenmesi durumunda ise dosyanın hakem olarak davaya bakmakla görevli hakime tevdi olunmak üzere görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm oluşturulması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, bozma nedenine göre taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 31.05.2001 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy