(406 S. K. m. 1) (3533 S. K. m. 1) (233 S. KHK. m. 2, 3)
Dava: Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Davacı vekili 28.6.1999 tarihli dilekçesinde: müvekkiline ait sahra dolabına, davalı belediyeye ait kamyonun çarpması ile zarar ika ettiğini belirtip; olay tarihinden itibaren faizi ile birlikte 408.905.059. TL'nin davalı belediyeden tahsilini talep ve dava etmiş; 2.7.1999 tarihli dilekçesinde de; aynı sahra dolabına çarpan kamyonu davacı T... elemanının kullandığını belirtip aynı miktar tazminatın bu davalıdan da tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekilleri davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece davaların birleştirilmesi sonucunda; davanın kısmen kabulüne ve 408.250.000 TL'nin olay tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte her iki davalıdan müteselsilen tahsiline karar verilmiş; hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere ve dosya içeriğine uygun bilirkişi raporunun hükme esas alınmasında bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Davacı vekili, 28.6.1999 tarihli dilekçeyi mecburi hakem sıfatıyla Yüksek dereceli Asliye Hukuk Hakimliğine hitaben düzenleyip; yargılamaya 3533 Sayılı Kanun hükümlerine göre mecburi hakem sıfatı ile bakılmasını talep etmiştir.
406 Sayılı Telgraf ve Telefon Kanununun 1 nci maddesine göre davacı Türk ... A.Ş. 233 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname hükümlerine tabi bir kamu iktisadi kuruluşudur.
233 Sayılı KHK.nin 2/3 maddesinde Kamu İktisadi Kuruluşu: sermayesinin tamamı devlete ait olup, tekel niteliğindeki mal ve hizmetleri kamu yararı gözeterek üretmek ve pazarlamak üzere kurulan ve gördüğü bu hizmeti dolayısıyla ürettiği mal ve hizmetler imtiyaz sayılan kamu iktisadi teşebbüsüdür şeklinde tanımlanmıştır.
3533 Sayılı Kanunun 1 nci maddesi Umumi, mülhak ve hususi bütçelerle idare edilen daireler ve belediyelerle sermayesinin tamamı devlete veya belediye veya hususi idarelere ait olan daire ve müesseseler arasına çıkan ihtilaflardan adliye mahkemelerinin vazifesi dahilinde bulunanların bu kanunda yazılı tahkim usulüne göre halledilmesini; 4 üncü maddesi de katma bütçe ile idare edilen daireler, belediyeler, özel bütçe ile idare olunan veya sermayesinin tamamı Devlet, belediye veya özel idarelere ait olan daire ve müesseselerin veya bu daire ve müesseselerden biriyle ikinci maddede yazılı dairelerden biri arasında çıkan uyuşmazlıkların, bulunduğu yerin ve uyuşmazlık gayrimenkule ilişkin ise o gayrimenkulün bulunduğu yerin ve taraflar değişik yerlerde bulunuyorlarsa davalı durumda olan daire veya müessesenin ve davalılar birden çok olduğu takdirde bunlardan birinin bulunduğu yerin Yüksek Dereceli Hukuk Mahkemesi Başkanı veya Hakimi tarafından hakem sıfatı ile çözümleneceğini; 6 ncı maddesi verilecek kararların kabili itiraz olduğunu ve itiraz üzerine verilecek kararların kesin olduğunu amir bulunmaktadır.
Bu hükümler doğrultusunda değerlendirildiğinde; sermayesinin tamamı devlete ait bir kamu iktisadi kuruluşu olan davacı ile davalılardan Belediye arasındaki davaya, görevin kamu düzeninden bulunması nedeniyle davacı tarafın talebi bulunmasa dahi, yüksek dereceli hakim tarafından mecburi tahkim prosedürü çerçevesinde bakılıp sonuçlandırılması gerekir. Kamu iktisadi kuruluşlarının iktisadi alanda ticari esaslara göre faaliyet göstermek üzere kurulmuş bulunmaları ve özellikle davacının 406 Sayılı Kanunda belirtildiği üzere ticaret kanunu ve özel hukuk hükümlerine tabi olması mecburi tahkime tabi olmayacağını göstermez. Nitekim Dairemizin yerleşik uygulaması bu doğrultuda olduğu gibi H.G.K.nun ... 233 Sayılı KHK.nin 3. maddesine göre teşkilatlanan Türkiye Elektrik Dağıtım A.Ş ana statüsünün 3/5 maddesinde; teşekkülün sermayesinin tamamının devlete ait olduğunun belirtilmiş bulunması nedeniyle, TEDAŞ ile Orman Genel Müdürlüğü arasındaki davanın 3533 Sayılı Kanun hükümlerine tabi bulunduğuna ilişkin 27.10.1999 gün ve 1999/4-893-872 sayılı kararı da aynı doğrultudadır.
Bu durumda mahkemece öncelikle davacı Türk Telekom A.Ş. ile davalı belediye arasındaki davanın görev yönü üzerinde durulup, görevli olunması halinde birleştirilen diğer davadan tefrik edilerek, ayrı bir esas numarasına kaydedildikten sonra işin esası 3533 Sayılı Kanun hükümleri çerçevesinde incelenip sonucuna göre bir karar verilmesi; görevli olunmadığının belirlenmesi durumunda ise dosya mecburi hakem mahkemesine tevdi olunmak üzere görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm oluşturulması doğru görülmemiştir.
Öte yandan zararın davacı Türk Telekom A.Ş.nin ticari işletmesine dahil bir mala karşı ika olunması nedeni ile reeskont faizi talebinin kabulü gerekirken, yasal faize hükmolunması doğru değildir. Ne var ki 3095 Sayılı Kanunda 4489 sayılı kanun ile yapılan değişiklikte ticari işlerde temerrüt faizinin T.C. Merkez Bankasının önceki yılın 31 Aralık günü kısa vadeli avans için uyguladığı faiz oranı reeskont faizi oranından fazla ise bu oran üzerinden temerrüt faizi istenebileceği hükme bağlanmıştır. Bu nedenle anılan yasa değişikliğinin yürürlük tarihi 1.1.2000 den itibaren temerrüt faizinin avans faiz oranı yönünden kabulü gerekir.
Sonuç: Yukarıda (1) nolu bentte yazılı nedenle davalı ... temyiz itirazlarının reddine, (2) ve (3) nolu bentlerde yazılı nedenlerle hükmün davacı ile davalı Belediye yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 31.05.2001 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy