(2004 S. K. m. 67) (818 S. K. m. 487)
Dava: Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, dava dışı Şahin B.'a davalının kefaleti ile kullandırılan kredinin geriye ödenmemesi üzerine hesabın kat edilerek ihtarname keşide olunduğunu, alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itiraz edildiğini iddia ederek, itirazın iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı savunmasında, takip konusu borçtan kefalet limiti ile sorumlu olduklarını beyan ederek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davalının müteselsil kefil sıfatıyla borcun tamamından sorumlu olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
BK'nun 487.maddesi, "kefil, borçlu ile beraber müteselsil kefil ve müşterek müteselsil borçlu sıfatıyla veya bu gibi diğer bir sıfatla borcun ifasını deruhte etmişse alacaklı asıl borçluya müracaat ve rehinleri paraya tahvil ettirmeden evvel kefil aleyhine takibi icra edebilir." Hükmünü içermektedir. Maddede yer alan "müteselsil kefil ve müşterek müteselsil borçlu" ibaresinden akdi imza eden kişinin müşterek müteselsil kefil olduğunun anlaşılması gereklidir.
Davacı dava dilekçesinde davalıyı kefil olarak nitelendirmiş olup, mahkemece de bu nitelendirme kabul olunarak hüküm tesis edilmiştir.
Kefil, kefalet limiti ve kendi temerrüdünün hukuki sonuçlarından sorumludur.
Bu durumda, mahkemece yukarıda açıklanan hususlar gözetilerek bilirkişiden rapor alınıp varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmek gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 3.5.2002 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy