(818 S. K. m. 104) (2004 S. K. m. 138)
Dava: Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalılardan M. vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı M. vek. Av. E. E. gelmiş, diğer taraftan kimse gelmemiş olduğundan onun yokluğunda duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlendikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili bankanın dava dışı K. İnş. ve İnş. Malz. San. ve Tic. Ltd. Şti'ne davalılar ile arkadaşlarının müteselsil kefil olarak imzaladıkları genel kredi sözleşmelerine istinaden kredi kullandırdığını, kullandırılan kredinin riske girmesi üzerine hesabın kat edilerek ihtarname keşide edildiğini, borcunu ihtara rağmen ödememesi nedeniyle de takip yapıldığını, davalıların itiraz ettiklerini belirterek itirazın iptaline, takibin devamına, % 40'dan az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılardan M. kendisinin borcun 600.000.000. TL'sına kefil olduğunu, kefil olduğu kredinin yatırılıp başka yeni kefillerle işlem yapılıp sonradan yine kredi verildiğini, kendisinin sonraki işlemlerden haberi olmadığını beyan etmiştir.
Mahkemece benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm davalılardan M. vekilince temyiz edilmiştir.
1- Dosyaya celp edilen Genel Kredi Taahhütnamesinden davalı M.'ın diğer kefillerle birlikte dava dışı borçlu şirketin kullandığı krediye 6.000.000.000.-TL limitle müteselsil kefil olduğu anlaşıldığından, adı geçenin bu yöne ilişkin temyiz itirazlarının reddi gerekmektedir.
2- Sözleşmenin müteselsil kefili olan davalı M.'ın sorumluluğu kefalet limiti ve kendi temerrüdünün hukuki sonuçları ile sınırlıdır. Davacı bankanın keşide ettiği ihtarnamenin anılan davalıya tebliğ edilmemiş olduğu gözetildiğinde davalının takiple temerrüde düştüğünün kabulü gerekir. O halde, davalı M.'ın kefalet limiti 6.000.000.000.-TL ile bunun takipten itibaren işleyecek olan temerrüt faizinden sorumlu tutulması gerektiği gözetilmeden yetersiz bilirkişi raporunun hükme esas alınması doğru olmadığı gibi, kabul şekli itibariyle de, takip talebinde asıl alacağı takip tarihine kadar işlemiş olan temerrüt faizi eklenmek suretiyle toplam 15.318.216.153.-TL'nın takipten sonra faizi ile birlikte tahsilinin talep olunmasının BK'nun 104/son maddesine aykırılık teşkil edeceğinin ve ayrıca İİK'nun 138/3. maddesine aykırı olarak % 10 avukatlık ücreti talebinin yasaya aykırı olduğunun gözetilmemesi de doğru değildir.
Sonuç: Yukarıda (1)'nci bentte açıklanan nedenle davalı kefil M.'ın kefalet limitine yönelik temiyz itirazlarının reddine, (2)'nci bentte açıklanan nedenlerle hükmün temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davalı M. yararına takdir edilen 65.000.000.-TL. duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak anılan davalıya ödenmesine, peşin harcın istek halinde iadesine, 11.6.2001 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy