(2004 S. K. m. 45, 67) (1086 S. K. m. 45)
Dava: Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili ile davalı şirket arasında Taşıt kredisi ve rehin sözleşmesi imzaladığını, diğer davalının kefil olduğunu kredi borcunun ödenmemesi üzerine, davalılara ihtarname keşide edilip, rehnin paraya çevrilmesi ve ilamsız icra yolu ile takibe geçildiğini rehinli aracın borçlular tarafından haricen satılıp müvekkiline 3.200.000.000.TL ödendiğini ancak bu miktarın borcu ödemeye yetmediğini belirterek davalıların İstanbul 6.İcra Müdürlüğünün 1997/10395 sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptali ile takibin devamına ve %40 tazminata hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, taraflar arasında imzalanan Taşıt Kredisi ve Rehnin Sözleşmesi uyarınca hem rehnin paraya çevrilmesi yolu ile hem de ilamsız icra yolu ile takibe geçtiğini, bir alacağın iki ayrı takiple tahsilinin mümkün olmadığını davanın derdestlik nedeni ile reddi gerektiğini ayrıca müvekkilleri tarafından davacıya 3.200.000.000. TL ödendiğini öne sürerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, taraf delilleri, bilirkişi kurulu raporu ve tüm dosya içeriğine göre, davacının İstanbul 6.İcra Müdürlüğünün 1997/11108 sayılı dosyası ile davalı şirket aleyhinde rehnin paraya çevrilmesi yolu ile takibe geçip davacıya 30.6.1997 tarihinde 3.200.000.000. TL ödendiği ve dava konusu takibinde 24.6.1997 tarihinde yapıldığı, İİK. nun 45. maddesi uyarınca rehnin paraya çevrilmesi yolu ile takibe geçilebileceği, bu takipte alacağın tamamının tahsil olunmaması halinde ise rehin açığı belgesi alınıp ilamsız icra takibine geçilebileceği, olayı da rehin açığı belgesi sunulmadığı ancak, davalılar tarafından davacıya borç miktarından daha fazla miktar ödemede bulunulduğu ve davacının başka alacağının kalmadığı davacının davalıdan tahsil ettiği miktarı öncelikle ana paraya mahsup edip seçimlik hakkını bu şekilde kullandığı, davacının takibe geçmekte kötü niyetli olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere ve özellikle hükme dayanak yapılan bilirkişi kurulu raporunun oluşa ve dosya içeriğine uygun bulunmasına göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına 07.03.2002 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy