(2004 S. K. m. 67)
Dava: Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili şirketin davalıdan mevcut bayilik ilişkisi çerçevesinde satış yapılan mallar karşılığında oluşan cari hesap alacağını tahsil için yaptıkları takibe davalının kısmi itiraz ettiğini belirterek itirazın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili şirketin almış olduğu malların bir kısmını iade ettiğini ve davacı şirkete bu iadeler sonrasında 3.002.845.500.-TL borcu kaldığını, bu miktarı da takipte ödeyip aşan kısma itiraz edildiğini davacının vade farkı adı altında bir fatura ya da ihtarname göndermemiş olduğunu bildirerek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın davacı yanca takip konusu yapılan 8.3.1999 tarihli 3.725.044.856.-TL'lık itiraza uğrayan vade farkı faturasından kaynaklandığı ihtilafsızdır. Bir ticari ilişki sebebiyle vade farkı talep edilebilmesi için; bu konunun taraflar arasında imzalanan sözleşmede yer alması veya bu yönde yanlar arasında bir uygulamanın mevcut olması ya da mal satışı ile ilgili olarak düzenlenen faturalarda vade farkı talep edilebileceğine dair yer alan ve fatura içeriğinden sayılabilecek olan böyle bir kayda itiraz edilmemiş olması gerekir. Somut olayda bu hususların mevcut olmadığı ve davacının davalıdan vade farkı adı altında bir alacağının bulunmadığı mahkemenin de kabulünde olmakla beraber vade farkının, faiz ya da faiz niteliğinde olmadığı gözetilmeden davacının faturalardaki tarihlerden itibaren temerrüt faizine hak kazandığı ve vade farkı isteminin bir açıdan faiz istemini de içerir nitelikte olduğundan bahisle bilirkişi raporunda vade farkı alacağı olarak belirtilen 2.228.267.329.-TL.nın itiraza uğramayan asıl alacağın takip tarihine kadar işlemiş temerrüt faizi olduğu gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm kurulması isabetli değildir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 12.4.2002 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy