(2004 S. K. m. 45, 67)
Dava: Taraflar arasındaki itirazın iptali-alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davalı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kâğıdı gönderilmişti. Belli günde taraflardan kimse gelmemiş olduğundan incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı banka tarafından davalıya nakit olarak, senet karşılığı ve gayri nakit olarak teminat mektubu kredisi açılmış, banka alacağının güvencesini teşkil etmek üzere kredi borçlusu Ali E.'nun maliki bulunduğu taşınmaz üzerinde 10.000.000.000.-TL'lık, yine adı geçenin müştereken maliki bulunduğu diğer bir taşınmazı 15.000.000.000.-TL limitle ipotek tesis edildiğini ve bankanın 16.3.1993 tarihinde hesabı kat ederek 24.3.1999 tarihinde 18.655.752.041.-TL asıl alacak (bunun 5.890.594.000.-TL'sı tazmin edilen teminat mektubu bedeli olmak üzere) diğer fer'ileri ile birlikte 21.163.174.836.-TL üzerinden ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takibe geçtiği ve anılan takip devam ederken, bu kez görülmekte olan davaya konu 10.3.2000 tarihli icra takibine geçtiği ve bu icra takibinde talep ettiği meblağdan, daha önce ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile girişilen takipte, tahsili istenen miktar düşülerek, sonuçta 21.046.683.294.-TL'nin ve asıl alacağa denk düşen 12.705.158.041.-TL asıl alacak için 16.2.2000 tarihinden itibaren faiz istediği anlaşılmaktadır.
16.3.1999 tarihinde hesabı kat eden banka, 24.3.1999 tarihinde ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takibe geçerken, asıl alacağını belirtmiş ve asıl alacak içinde bulunduğu anlaşılan tazmin edilen teminat mektubu ile birlikte talep edilen, bu miktara, borçlunun itiraz etmemesi üzerine kesinleşen takibin usulüne uygun şekilde yürütüldüğü anlaşılmaktadır.
Bu durumda davacı banka ancak, ipotekler limit ipoteği olduğundan ipotek limitini aşan faiz alacağı yönünden ayrı bir takibe girişme olanağına sahip olduğu kuşkusuzdur. Ancak bu yön gözetilmeden ve İİK'nun 45.maddesi hükmü de dikkate alınmadan ipotekli takibe konu alacak da dahil edilmek suretiyle yeni bir icra takibine geçilmesi yönündeki isabetsizlik gözetilmeden ve yukarıda açıklanan hususlar gözardı edilerek düzenlendiği anlaşılan bilirkişi raporunun hükme esas alınması isabetli görülmemiştir. Bu nedenle konusunda uzman yeni bir bilirkişi kurulundan rapor alınarak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 08.02.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy