(6762 S. K. m. 23/2, 25/3) (818 S. K. m. 198/2) (2004 S. K. m. 67)
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vek.Av.Kemal Erdinç gelmiş, diğer taraftan kimse gelmemiş olduğundan onun yokluğunda duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
KARAR
Davacı vekili, müvekkilinin cam satışından doğan alacağının ödenmemesi üzerine davalı aleyhine girişilen icra takibine itiraz edildiğini, itirazın haksız ve yersiz olduğunu ileri sürerek iptaline ve takibin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacıdan alınan mal bedelinin ödendiğini, kırık ve hatalı olan camlar yönünden iade faturası düzenlendiğini, dolayısıyla müvekkilinin davacıya hiçbir borcu bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında cari hesap şeklinde işleyen cam alım-satımına ilişkin ticari ilişki bulunduğu ve bu ilişki sebebiyle davacı tarafından davalıya satışı yapılan dava konusu camların teslim edildiği tartışmasızdır. Davalı taraf teslim edilen camların bir kısmının kırık ve hatalı çıkması sebebiyle iade faturası düzenlendiğini, sağlam camların bedelinin ise ödendiğini savunmaktadır. Ancak, teslim edilen camlara ilişkin faturalara TTK.nun 23/2.maddesi uyarınca 8 gün içinde itiraz edilmediği gibi aynı yasanın 25/3. maddesinde hükme bağlanmış olan süreler içinde usulüne uygun bir ayıp ihbarında da bulunulmamış olduğu dosya içeriğinden anlaşılmaktadır. Bu durumda TTK.nun 25/3. maddesi yollamasıyla BK.nun 198/2.maddesi hükmü gereğince davalı, satılanı kabul etmiş sayılır.
Mahkemece bu hususlar üzerinde durulmadan iade faturası yönünden TTK.nun 23/2.maddesi hükmü uygulanmak suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirdiği gibi iade faturasına konu edilen ve davacıya iadeten teslim edilmediği davalının da kabulünde olan kırık camların bir ekonomik değeri olduğu düşünülmeden davanın tamamının reddedilmesinde de kabul şekli itibariyle isabet görülmemiştir.
Sonuç:Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davacı yararına takdir edilen 97.500.000.TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak, davacıya ödenmesine, peşin harcın istek halinde iadesine, 1.2.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy