(818 S. K. m. 142/1) (1086 S. K. m. 94)
Taraflar arasındaki karşılıklı tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı her iki davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalılar vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili, 22.2.2000 tarihli dava dilekçesinde davalılardan A. Günay yönetimindeki 10 UK 843 plaka nolu otomobilin müvekkilinin aracına çarpmak suretiyle hasarlanmasına sebep olduğunu, olayda sürücü davalının tamamen kusurlu bulunması nedeniyle fazlaya dair hakları saklı kalmak üzere 934.744.500.-TL maddi zararın olay tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte, sigorta şirketinin poliçe limiti ile sınırlı olarak her üç davalıdan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılardan H. Günay ve A. Günay, olayda davacının tamamen kusurlu olup, davasının reddi ile açtıkları karşı davalarında, kendi araçlarında oluşan 244.030.000.-TL zararın olay tarihinden itibaren yasal faizi ile tahsilini talep ve dava etmişlerdir.
Davalı İ. Sigorta Şirketi vekili ise, cevap layihasında, müvekkili şirkete müracaat edilmediğini, bu nedenle davanın açılmasına sebebiyet verilmediği gibi temerrüdünde söz konusu olamayacağını, tespit edilecek kusur oranında ve poliçedeki limit ile sınırlı sorumlu olduklarını, mahkeme masrafı, faiz ve vekalet ücreti ile kazanç ve değer kaybından şirketin sorumlu olamayacağını savunmuştur.
Mahkemece, toplanan deliller değerlendirilerek her iki davanın da kısmen kabulüne ve Mustafa Güngör'ün davasında, sigorta şirketinin poliçe limitine göre hesap edilen 230.297.500.-TL hasar bedelinden faizsiz sorumlu olduğuna karar verilmiş.
Davalı A. ve H. Günay vekilinin temyizi sadece sigorta şirketi hakkında kurulan hüküm yönüne ilişkindir.
Mümeyyiz davalıların aracını, mecburi mali mesuliyet sigorta poliçesi ile sigortalayan diğer davalı sigorta şirketinin kusur oranına göre poliçedeki limitle sınırlı olarak sorumluluğu; müşterek ve müteselsil sorumluluk kuralından kaynaklanmakta olup (B.K.142/1. mad.) zarar görenin sigorta şirketine başvurmadan doğrudan aleyhine dava açmasını engelleyen özel bir yasa hükmü de bulunmamaktadır.
Davalı şirketin, cevap layihasında belirlenecek kusur oranına göre limit dahilinde ödeme yapacaklarını beyan etmiş olması da HUMK.nun 94. maddesi hükmüne göre davayı kabul etmiş olduğu anlamına gelmez.
Ne var ki, haksız eylem sonucu oluşan zararın poliçe limiti dahilinde faiziyle istenebilmesi için sigorta şirketinin temerrüde düşürülmesi gereklidir. Davalı şirket temerrüde dava ile birlikte düştüğünden dava tarihinden itibaren faizden de sorumlu olmalıdır.
Bu nedenle, birlikte sorumluluk kuralına göre, sorumlulardan birinin durumunu ağırlaştıracak biçimde karar verilmiş olması nedeniyle davalı A. ve H. Günay'ın kararı temyiz etmekte hukuki yararlan bulunduğu kuşkusuz olup yerel mahkeme kararının adı geçenler yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 3.10.2001 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Mümeyyiz davalılar vekilinin temyizi, sigorta limiti dahilinde müvekkilleriyle birlikte müteselsil sorumluluğuna karar verilen davalı İ. Sigorta A.Ş.nin faiz yükümlülüğü bulunmadığına hükmedilmesinin yerinde olmadığı hususuna ilişkindir.
Hüküm, davacı tarafça temyiz edilmemiştir. BK.nun 142. maddesi gözetildiğinde mümeyyiz davalılar vekilinin hükmü açıklanan nedenle temyiz etmelerinde hukuki yararı bulunmadığı anlaşılmaktadır. Olayda BK.nun 147/2.maddesinin uygulanma yeri de yoktur. Bu itibarla temyiz isteminin hukuki yarar yokluğundan reddi gerektiği görüşünde olduğumuzda sayın çoğunluğun bozma yönündeki görüşlerine katılamıyoruz.
Full & Egal Universal Law Academy