(4721 S. K. m. 2) (818 S. K. m. 104, 487) (2004 S. K. m. 67)
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı ile davalılardan Hasan ve Hüseyin K. vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
KARAR
Davacı vekili, dava dışı şirket ile banka arasında düzenlenen kredi sözleşmesinde davalıların müşterek borçlu müteselsil kefil olduklarını kredi borcunun ödenmemesi nedeniyle hesabın kat edilip ipotek fazlası miktarın tahsili için girişilen ilamsız takibe itiraz edildiğini iddia ederek itirazlarının iptaliyle takibin devamına ve %40 tazminata hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar Hasan ve Hüseyin K. vekili cevabında, yetki itirazında bulunarak alacağı karşılayan miktarda ipotek ve bonoların bulunduğunu ayrıca sözleşmeyi boş olarak imzaladıklarını bankanın MK.nun 2.maddesine aykırı davrandığını belirterek davanın reddiyle %40 tazminata hükmedilmesini istemiştir.
Davalı Abdil K. davaya cevap vermemiş duruşmalara da katılmamıştır.
Mahkemece, toplanan deliller ve bilirkişi raporuna göre takip tarihi itibariyle asıl borcun 56.832.157.882.TL olduğu asıl borçlu tarafından ipotek verildiği ve ipotek bedelinin tenzillinden sonra 27.059.754.203.TL borç kaldığı ipotekle teminat altına alınan kısım yönünden kefilin sorumluluğuna gidilemeyeceğinden davalıların takip dosyasına yaptıkları 27.059.754.203.TL'ye vaki itirazlarının iptaliyle takibin bu miktar üzerinden devamına 25.000.000.000.TL'lık asıl alacak üzerinden %40 tazminatın davalılardan tahsiline, fazla istemin reddine dair verilen hüküm davacı vekili ile davalılardan Hasan ve Hüseyin K. vekili tarafından temyiz edilmiştir.
BK.nun 487.maddesi hükmünce alacaklı asıl borçluya müracaat ve rehinleri nakte tahvil ettirmeden evvel kefil aleyhinde takibat icra edebilir. Bu nedenle mahkemece alacağın ipotekli temin edilen kısmı yönünden alacaklının takip yapamayacağı yönündeki kabulü doğru değildir. Bu durumda kefilin asıl borçtan kefalet limitiyle ve kendi temerrüdünün hukuki sonuçlarından sorumlu olacağı gözetilerek hesabın kat'i tarihinde oluşan banka alacağı sözleşme hükümleri ve MK.nun 2.madde hükmü çerçevesinde uygulanacak akdi ve temerrüt faiz oranı belirlenerek bu borçtan kefillerin kefalet limitleriyle sorumlu tutulması ve ayrıca takipten önce ihtarname tebliğ edilmiş ise takip tarihine kadar sorumlu olacakları temerrüt faizleri belirlenerek takipten sonra BK.nun 104/son maddesi hükmüne aykırılık teşkil etmeyecek şekilde karar verilmesi gerekirken bu yönler gözetilmeden yetersiz bilirkişi raporuna göre hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir.
Sonuç:Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 02.04.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy