(2004 S. K. m. 67)
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı sebeplerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalılar vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belirli günde taraflardan kimse gelmemiş olduğundan incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirketin sair davalının müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak imzaladığı sözleşmelere istinaden kullandığı kredi borcunun keşide edilen ihtarnamelere rağmen ödenmemesi üzerine ipotek miktarını aşan kısım için Antalya 4.İcra Müdürlüğünün 1998/2632 s. dosyası ile ilamsız icra takibi yapıldığını, davalı borçluların itiraz ettiklerini belirterek itirazların iptaline, ipotek limitini aşan kısım olan 13.666.776.728.-TL ve asıl alacak olan 92.425.187.848.-TL üzerinden %190 temerrüt faizi ve %5 BSMV'si yürütülmek suretiyle takibin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının aynı alacak için Antalya 2.İcra Müdürlüğünün 1999/507 s. dosyası ile ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takibe geçtiğini, mükerrer takibin söz konusu olduğunu, davacının talep ettiği alacağın asıl alacak mı, yoksa faiz alacağı mı olduğunu açıklaması gerektiğini, istenilen faizin de çok fahiş olup, dosyaya sunulan 5.8.1997 günlü 36.000.000.000.-TL.lık kredi sözleşmesindeki imzaların da müvekkiline ilişkin olmadığını, müvekkilinin şirket ve banka kayıtlarında tespit ettiği usulsüzlükleri bankaya keşide edilen ihtarname ile bildirdiğini bildirerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kabulü ile Antalya 4.İcra Müdürlüğünün 1998/2632 s. dosyası ile yapılan takibe davalıların itirazlarının iptali ile takibin devamına karar verilmiş, hüküm davalılar vekilince temyiz edilmiştir.
Davacı banka ile davalı şirket arasında beş adet Genel Kredi sözleşmesi imzalanmıştır. Hükme dayanak yapılan bilirkişi raporu taraflar arasındaki kredi ilişkisinin boyutunu ve davacı bankanın takip tarihindeki her bir sözleşmeden kaynaklanan asıl ve faizden kaynaklanan alacağının ne miktarda olduğunu, ayrıntılı biçimde ortaya koyan bulguları içermediği gibi, Yargıtay denetimine olanak verecek açıklıkta da değildir. Mahkemece bu yön gözetilerek yeni bir bilirkişi veya bilirkişi kurulundan banka kayıtları üzerinde inceleme yaptırılarak bankanın her bir kredi sözleşmesi için hesabın katı gününde ne miktar alacaklı olduğu, bu tarihten takip gününe kadar hak kazandığı temerrüt faizi tutarı ile takip tarihi itibariyle toplam alacak miktarının belirlenmesi gerekirken, yetersiz bilirkişi raporu ile hüküm kurulması doğru olmadığı gibi, davalılar vekilinin 5.8.1997 gün ve 36.000.000.000.-TL.lık genel kredi sözleşmesindeki imzaların müvekkillerine ilişkin olmadığı savunması üzerinde durulmaması da doğru değildir.
Yukarda açıklanan sebeplerle hükmün davalılar yararına bozulmasına, peşin harcın istem halinde iadesine, 15.10.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy