(2004 S. K. m. 72)
Dava: Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalılardan Hasan B. vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalılardan Hasan B. vek.Av.Fikret Yeni gelmiş diğer taraftan kimse gelmemiş olduğundan onların yokluğunda duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalı Hasan B.'in müvekkili aleyhine 12.500.000.000.-TL bedelli senede dayanarak takibe geçtiğini, müvekkilinin senet lehdarı Hakkı G.'e borcu bulunmadığını, müvekkilinin eşi Fatma Y.'in davalı Hakkı G.'ün yanında pazarlamacı olarak çalışmaya başladığı sırada bononun teminat almak üzere boş olarak alındığını, senedi ciro yoluyla devralan Hasan B.'i müvekkilinin tanımadığını ileri sürerek davacının davalılara borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı Hakkı G. cevabında, dava konusu bononun alacakları nedeniyle verildiğini, yazılı belgeye karşı tanık vesair delile dayanılamayacağını belirterek davanın reddini istemiştir.
Davalı Hasan B. vekili cevabında, menfi tespit davasının takibin yapıldığı veya davalının ikamet ettiği Adana Mahkemelerinde açılması gerektiğini, senedi ciro yoluyla devralan müvekkilinin iyiniyetli olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve toplanan delillere göre dava konusu senetteki borçtan dolayı davacının ibra edildiği gerekçesiyle davacının davalılara borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş, hüküm davalı Hasan B. vekilince temyiz edilmiştir.
Dava konusu senet, lehtar Hakkı G.'ün ciroyla davalı Hasan B.'e geçmiştir. Senedin vadeden sonra ciro edildiğine dair kanıt bulunmadığından, vadeden önce yapıldığının kabulü gerekir. Bu durumda keşideci borçlu, borcun ibra ile ortadan kalktığı yolundaki iddiayı hamile karşı ileri süremez. Ancak hamilinin senedi ciro yoluyla devralırken bile bile borçlu zararına hareket etmiş olması halinde bu iddia hamile karşı da ileri sürülebilir. Bu nedenle mahkemece davacıdan, davalı hamilin senedi devralırken yukarıda belirtildiği gibi kötüniyetli olduğuna ilişkin delilleri sorulup, toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek varılacak uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmelidir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davalı Hasan Berkmen lehine BOZULMASINA, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davalı yararına takdir edilen 97.500.000.-TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, peşin harcın istek halinde iadesine, 20.2.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy