(2004 S. K. m. 67)
Dava: Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Taraflar arasındaki uyuşmazlık, Bireysel Bankacılık Hizmetleri Sözleşmesi uyarınca davalıya verilen kredi kartı harcamalarına ilişkin davacı alacağının tahsili için girişilen takibe itirazın iptaline ilişkindir.
Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacı bankanın hesabın Kat'ına ilişkin ihtarnamede ödeme için verilen süre ve ihtarnamenin davalıya tebliğ tarihi dikkate alınmadan Hesap Kat tarihinden itibaren temerrüt faizi uygulanması doğru olmadığı gibi, temerrüt faizi oranının tespitinde taraflar arasında imzalanan sözleşme hükümleri uyarınca gerekli araştırma yapılmadan, davacı talebi doğrultusundaki oran üzerinden hesaplama yapılması da isabetsizdir.
Bu durumda mahkemece, açıklanan ilkeleri doğrultusunda bilirkişiden rapor alınıp tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 16.5.2002 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Davacı banka, temerrüt faizini % 200 olarak talep etmiş ve bu talebini takip talepnamesinde gösterdiği üzere bireysel bankacılık hizmetleri sözleşmesi hükümlerine dayandırmıştır.
Söz konusu sözleşmenin 16.maddesinde temerrüt faizinin "en yüksek kredi faizinin %50 fazlası oranında" belirlenmesi kararlaştırılmış ise de; olayda uygulanması gereken temerrüt faizinin ne miktar olduğuna ilişkin dosya içinde herhangi bir bilgi bulunmamaktadır. Hernekadar bilirkişi "% 375 oranında temerrüt faizi istemesi mümkün olan davacının talebini % 200'e çekmesi ile iyiniyetli olduğunu" belirtmiş ise de; bu kanaat herhangi bir somut veriye dayalı olmadığından itibar edilemez.
Bu nedenle hükmün, bilirkişi aracılığı ile davacı bankanın temerrüt tarihinde uyguladığı en yüksek kredi faizi ve buna göre de temerrüt faiz oranı belirlenmek; bunu takiben ise davacı banka bir güven müessesesi olup bu güveni sarsmayacak şekilde hareket etmek zorunda olduğundan sözleşme ile muhafaza ettiği faizi arttırma hakkını, bankaların uygulamaları ile de karşılaştırılarak M.K.nun m.2 uyarınca iyiniyet kuralları çerçevesinde kullanıp kullanmadığı ve dolayısı ile cari kredi faiz oranını buna göre belirlemiş olup olmadığı üzerinde durulmak cari kredi oranının fahiş tespit olunduğunun belirlenmesi durumunda da; haddi lâyık cari kredi faizine göre belirlenecek olan temerrüt faizinin, talep ve kazanılmış haklar da gözetilerek uygulanması cihetine edilmek üzere bozulması gerektiği kanaati ile sayın çoğunluğun bozma gerekçesine katılmıyorum.
Full & Egal Universal Law Academy