(2004 S. K. m. 67) (818 S. K. m. 19, 20, 487) (743 S. K. m. 2)
Dava: Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekili ile davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Taraflar arasındaki uyuşmazlık Tüketici Kredisi nedeni ile girişilen takibe itirazın iptaline ilişkindir.
Mahkemece, davacı bankanın otomobil kredilerine uyguladığı faiz oranının % 111 olup, bunun % 50 fazlası % 166,5 oranının temerrüt faizi olduğu gerekçesi ile davanın kısmen kabulü ile davalının itirazının 8.194.922.044.-TL. üzerinden iptali ile asıl alacağa % 166,5 oranında temerrüt faizi uygulanmak sureti ile takibin devamına, davacı yararına % 40 tazminata karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1- BK.nun 487. maddesi hükmüne göre müteselsil kefalette alacaklı asıl borçluya müracaat ve rehinleri paraya çevirmeden önce kefiller hakkında takip yapabileceğine göre davalının temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Davacı banka vekilinin temyizine gelince;
Taraflar arasında akdedilen kredi sözleşmesinin 22. maddesinde temerrüt halinde uygulanacak faiz oranının belirlenmiş olduğu gözetilmeden, davalının daha düşük oranda temerrüt faizi ile sorumlu tutulmasında isabet görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalının temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı banka vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 20.06.2002 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Asıl borçluya kullandırılan kredi Tüketici Kredisi olup; davalı müteselsil kefil durumundadır.
Sözleşmenin çok küçük matbu yazılarla ve genel işlem şartları şeklinde düzenlenmiş 3. maddesi ile akdi faiz oranı dikkati çekecek şekilde el yazısı ile aylık % 7,25 (yıllık % 87); 22.maddesi ile de temerrüt faiz çok küçük matbu yazı ile % 375 olarak belirlenmiştir.
Öğretide eleştirilmekle birlikte; bankaların faiz oranlarını serbestçe belirleyip arttırma imkanını ellerinde bulundurmalarının BK. nun 19 ve 20. maddeleri hükümlerine aykırılık teşkil etmeyeceği, uygulamada kabul edilmektedir. Devletin gözetim ve denetimi altında yine Devletten sağladıkları yetkiye dayalı olarak faaliyet gösteren; kazanç gayesi gütme durumunda olsalar bile ülkenin iktisadi ve sınai hayatına katkıda bulunma amacına yönelik olarak kamu hizmetine benzer nitelikte hizmet üretmekle yükümlü bulunan ve bu yönleri ile bir güven müessesi olmaları gereken bankaların, yaptıkları kredilendirme işlemlerinde MK. nun 2. maddesindeki iyiniyet kurallarına uymaları zorunlu olup; bu hususun mahkemelerce de re'sen gözetilmesi gerekir.
Kredi borçlularının aynı zamanda Tüketiciyi Koruma Kanununun koruması altında bulundukları gözetildiğinde, davacı bankanın, iyiniyet kurallarına uymaya daha ziyade özen göstermesi gerekir.
Dosyadaki yazılardan ve bilirkişi incelemesinden anlaşıldığı üzere; dava konusu krediye akdi yıllık % 87 ve benzer nitelikteki kredilere ise akdi yıllık % 111 faiz uygulayan ve akdi faizin % 50 fazlası olarak belirlediği temerrüt faizini en fazla % 166,5 olarak uygulamış olan davacı bankanın, dava konusu tüketici kredisine genel işlem şartı şeklindeki bir sözleşme ile % 375 orandaki fahiş miktarda temerrüt faizi uygulamasında iyiniyetli olduğu kabul edilemez.
Sonuç: Yukarıda yazılı nedenlerle kötüniyeti re'sen gözeten yerel mahkemenin kararı doğru olup; onanması gerektiği kanaati ile sayın çoğunluğun bozma görüşüne katılmıyorum. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy