(1086 S. K. m. 286, 324)
Dava: Taraflar arasındaki iflasın Ertelenmesi davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince her ne kadar duruşmalı olarak temyiz edilmişse de davanın niteliği itibariyle bu isteğin reddiyle incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili şirkete ait fabrika arazisinde sekiz firmanın ticari faaliyette bulunduğunu, Rusya ve Doğu Asya krizlerinin metal sanayini etkilemesi nedeniyle davacı şirketin maddi yönden sıkıntıya düştüğünü, üç yıllık süre sonunda borçlarını ödeyebileceğini ileri sürerek iflasın üç yıl süreyle ertelenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Erteleme talebine karşı P.....bank A.Ş, Y... Bankası A.Ş, İ.....bank A.Ş ve S....bank A.Ş itiraz etmişler ve talebin reddini istemişlerdir.
Mahkemece, maddi yönden zor durumunda kalan davacı şirketin işletme kredisine ihtiyacı olduğu, bu krediyi nasıl temin edeceğinin açıklanmadığı, borca batıklık halinin kanıtlanamadığı, üç yıllık erteleme süresinin uzun olduğu gerekçesiyle iflasın ertelenmesi talebinin reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, müvekkili anonim şirketin borca batık durumda olduğunu, ancak şirketin durumunu ıslah edebileceğini ileri sürerek TTK. nun 324.maddesi uyarınca iflasın ertelenmesine karar verilmesini istemiştir.
İflasın ertelenmesi, borca batık durumda olan bir sermaye şirketinin mali durumunun ıslahının mümkün olması halinde o şirketin iflasının önlenmesini sağlayan bir kurumdur. Böyle bir talep üzerine mahkemece bu şirketin öncelikle borca batık durumda olup olmadığı tespit edilmeli, borca batık durumda ise bu kez ıslahının mümkün olup olmadığı üzerinde durulmalıdır. Bunun için borçlu şirket tarafından mahkemeye ibraz edilen bilanço ile mali durumun iyileştirilebilmesi için şirket tarafından bildirilen proje üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak bir sonuca gidilmelidir. Zira önerilen iyileştirme tedbirlerinin şirketin mali durumunu düzeltmeye elverişli olup olmadığının belirlenmesi özel bir bilgiyi gerektirdiğinden, bu konuda bilirkişinin görüşüne başvurulması icap etmektedir. Mahkemece de bu yön gözetilerek bilirkişi incelemeleri yaptırılmış ve alınan raporlarda iflasın ertelenmesi için gerekli koşulların oluştuğu yönünde görüş bildirilmiştir. H.U.M.K.nun 286ncı maddesinde mahkemenin bilirkişinin oy ve görüşü ile bağlı bulunmadığı öngörülmüş ise de, anılan yasal düzenlemenin, hakimin özel veya teknik bilgiyi gerektiren bir konuda alınmış olan bilirkişi raporlarını bir kenara bırakarak uyuşmazlığı genel ve hukuki bilgisiyle çözümleyebileceği şeklinde anlaşılmaması gerektiği kuşkusuzdur. Bu nedenle yeni bir bilirkişi ya da gerekli görüldüğü takdirde bilirkişi kurulundan daha önce belirtilen görüşler de karşılanmak suretiyle ayrıntılı rapor alınması ve varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekmektedir. Mahkemece bu hususlar dikkate alınmadan yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi isabetli görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 07.02.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy