(2004 S. K. m. 72)
Dava: Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacılar vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vek.Av.Ali İhsan Güzel ile davalı vek. Av. Ahmet Güneş'in gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili, müvekkili şirketin B... marka mobilya ve yatak ürünlerinin bayiliğini yaptığını, diğer davacının da şirketin müdürü ve sahibi olduğunu, ürünleri davalıdan satın aldıklarını, verdikleri sipariş nedeniyle avans kabilinden çek ve senetleri davalıya verdiklerini, davalının sipariş edilen mobilyaların bir kısmını geç teslim ettiği gibi bir kısmını da hiç teslim etmediğini, davalıya verilen yedi adet toplam tutarı 20.207.000.000.-TL.lık çeklerin karşılıksız olduğunu, bu çeklerden 25.5.1999 tarihli 3.930.000.000.-TL.lık ve 20.7.1999 tarihli 5.000.000.000.-TL.lık iki çekle de müvekkilleri hakkında icra takibi yapıldığını belirterek 20.207.000.000.-TL. miktarlı çeklerle borçlu olmadıklarının tespitini haksız yere icra takibine maruz kaldıklarından % 40 tazminatın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili şirketin B... marka kanepe ve mobilya ürünlerinin Ankara ve havalesinin Ana bayii, davacı şirketin ise bayi olduğunu, bayinin talebi ile ilgili olarak bağlantı yapılıp, bağlantı miktarınca çek alındığını ve sipariş verilen mobilyaların alınan çekler doğrultusunda teslim edildikçe bayinin borçlandırıldığını ve verilen çeklerden mahsup edildiğini, eğer teslim edilen mobilyaların toplam değeri alınmış olan çeklere göre daha fazla ise bayinin borçlu kaldığını, alınmış olan çeklere göre daha az ürün teslim edilmişse bayinin ana bayiden alacaklı hale geldiğini, müvekkilinin bayiden aldığı çekleri üretici şirkete ciro ettiğini, müvekkili tarafından ciro edilen çekler karşılıksız çıktığında üretici firmanın durumu müvekkiline bildirdiğini ve çek bedelini müvekkilinden tahsil ettiğini, müvekkilinin de bayiye yani davacıya rücuen karşılıksız çıkan çek miktarı kadar alacaklı hale geldiğini, davacı ile müvekkili arasında imzalanan bayilik sözleşmesinin 3.maddesinde ödeme programındaki aksamalar halinde aylık % 10 oranında gecikme zammı ödeneceğinin kararlaştırıldığını, davacının verdiği çeklerle teslim edilen mal bedeli arasındaki farkın, karşılıksız çıkan çeklerin ileri tarihli çeklerle değiştirilmesi ve bayilik sözleşmesi gereği borca ilave edilen vade farkı alacağından kaynaklandığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, taraflar arasında imzalanan 1.10.1997 tarihli bayilik sözleşmesinin 12.maddesinde ihtilaf halinde ana bayinin tuttuğu kart, fiş, irsaliye, bilgisayar dökümü gibi belgelerin kesin delil olduğu aksinin ancak ana bayi tarafından imzalanmış belgeler ile ispat edileceğine ilişkin HUMK.nun 287.maddesi anlamında delil sözleşmesi bulunduğu, davalı defterlerinde de davacıdan 10.353.972.553.-TL. alacaklı olduğu anlaşıldığından, davanın reddine icra takibine konu edilen iki çekle ilgili olarak tedbir kararı alınıp alacağın tahsili geciktirildiğinden % 40 tazminatın davacı şirketten alınarak davalıya verilmesine karar verilmiş, hüküm davacılar vekilince temyiz edilmiştir.
Yapılan araştırma ve inceleme yeterli olmadığı gibi hükme esas alınan bilirkişi raporu da Yargıtay denetimine olanak verecek açıklıkta değildir.
Davalı vekili, teslim edilen mal bedeli ile verilen çekler arasında fark bulunmasının, davacıların verdiği çeklerin bir kısmının karşılıksız çıktığından karşılıksız çıkan çeklerin, vade farkı alacağıda eklenerek yeni çeklerle değiştirilmesinden kaynaklandığını savunmuştur. Mahkemece yapılacak iş taraflar arasındaki tüm ilişkinin incelenerek, davacıya ne kadar mal teslim edildiğini, davacının ne kadar çek verdiği, geç ödeme var ise geç ödemeden kaynaklanan davalı alacağının saptanması için konusunda uzman bilirkişi kurulundan rapor alınarak uygun sonuç dairesinde hüküm kurmaktan ibaret iken, bayilik sözleşmesinin 12.maddesine dayanılarak usulüne uygun olarak tutulmadığı anlaşılan davalı defterlerine itibar edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetli olmadığı gibi, davalı defterlerinde davalının davacıdan 10.353.972.553.-TL. alacaklı olduğu belirlenmesine rağmen davanın tümden reddi de kabul şekli itibari ile doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davacılar yararına takdir edilen 97.500.000.-TL. duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacılara ödenmesine, peşin harcın istek halinde iadesine, 29.3.2002 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy