(818 S. K. m. 106, 107/2)
Dava: Taraflar arasındaki sözleşmenin feshi-tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, taraflar arasında akdedilen 23.03.1999 tarihli sözleşmede, davalının üreteceği ev tekstili ürünlerinin Avrupa, Amerika ve Orta Doğu Ülkelerine pazarlanmasında müvekkilinin tek yetkili firma olacağının ve mutabakat sağlanmadan taraflarca doğrudan ya da üçüncü kişiler aracılığıyla ihracat yapamayacaklarının kararlaştırıldığını, buna rağmen davalının müvekkilinin bilgisi dışında firmalara teklifler verdiği, müvekkilince belirlenen fiyatlarda indirimler yaptığı ve sözleşmeye aykırı davrandığını, sözleşmeyi tek taraflı olarak feshetmek zorunda kaldıklarını, cezai şart ile sözleşmenin 4. maddesinde öngörülen ücretin talep edilmesine rağmen bu yönde herhangi bir ödemede bulunulmadığını belirterek, 55.000 USD Dolar alacağının TL. karşılığı olan 22.275.000.000.-TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, taraflar arasında 1999/Haziran 2005/Haziran dönemini kapsayan acentalık sözleşmesi yapıldığını, sözleşmenin başlangıç tarihinin Haziran/1999 olduğunu, 23.3.1999 tarihinin davacı tarafından sonradan atıldığını, davacının hiçbir ücrete hak kazanmadığını, sözleşmenin doğmadan feshedildiğini bildirerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile 2.025.000.000.-TL'nin 01.06.1999 tarihinden itibaren reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, davacının cezai şartla ilgili talebinin reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1- Taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 10. maddesinde sözleşmenin başlama tarihinin imzalandığı tarih olacağının kararlaştırıldığı ve sözleşmenin 23.03.1999 tarihinde imzalanmış olduğu ve davacının sözleşmeyi feshettiği tarihe kadar yurt dışındaki firmalarla irtibat kurarak faaliyette bulunduğu gözetilerek ücrete hak kazandığının kabulünde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Davacı vekilinin temyizine gelince;
Her ne kadar BK'nun 106. maddesinde "karşılıklı taahhütleri havi olan bir akitte iki taraftan biri mütemerrit olduğu takdirde, diğeri borcun ifa edilmesi için münasip bir mehil tayin veya münasip bir mehilin tayinini hakimden isteyebilir" hükmü yer almakta ise de, taraflar arasındaki ilişkinin imalatçı/pazarlamacı firma olarak tesis edildiği, davalının ürettiği malların tek satıcısının davacı olduğunun sözleşmede kabul edilmesine karşın, davalının sözleşmenin yürürlüğe girdiği 23.03.1999 tarihinden sonra davacı şirketten habersiz ihracat bağlantıları ve iş görüşmeleri yaparak sözleşmeyi ihlal ettiği anlaşılmaktadır. Bu durumda sözleşmenin feshinin ihbar edildiği tarihten önce davalının akde aykırı davranışının söz konusu olması nedeniyle 106. maddede öngörüldüğü şekilde sözleşme gereğinin ifa edilmesi yönünden bir mehil tayinini öngören ihtarın bir sonuç doğurmayacağı, diğer bir anlatımla BK'nun 107. maddesinin 2. fıkrasında öngörüldüğü gibi "borçlunun temerrüdü neticesi olarak borcun ifası alacaklı için faidesiz kalacağı" kuşkusuzdur. Açıklanan bu hususlar karşısında sözleşmede öngörülen cezai şarta hükmedilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile reddine karar verilmesi isabetli değildir.
Sonuç: Yukarıda ( 1 )sayılı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddine, ( 2 )sayılı bentte açıklanan sebeple hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 24.9.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy