(6762 S. K. m. 324)
Dava: Taraflar arasındaki iflasın ertelenmesi davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde müdahil banka vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, yaş ve kuru maya üreten ve sermayesi 1.000.000.000.000.-TL olan müvekkili şirketin ekonomik kriz ve Sümerbank A.Ş'nin satın alınmasından dolayı mali durumunun bozulduğunu, kredi alarak faaliyetini sürdürdüğünü, iflasın ertelenmesi halinde mali durumunu düzeltebileceğini ileri sürerek karar tarihinden başlayarak üç yıl süreyle iflasın ertelenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davaya müdahale talebinde bulunan Sümerbank A.Ş vekili, davacı şirketin müvekkili bankadan kredi kullandığını, kredi borcunu ödememesi üzerine takibe geçildiğini, tek gelir getirecek yeri olan işletmesini on yıllığına kiraya verdiğini, kira geliri ile şirketin ıslahının mümkün olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece davacı şirketin borca batık durumda olduğu, ıslahının mümkün bulunduğunun bilirkişi incelemesi sonucu saptandığı gerekçesiyle, davacı şirketin iflasının iki yıl süreyle ertelenmesine karar verilmiş, hüküm müdahil banka vekilince temyiz edilmiştir.
Davacı şirket, aciz halinde bulunduğunu, ancak mali durumunu ıslah edebileceğini ileri sürerek iflasın ertelenmesini istemiştir. İflasın ertelenmesi TTK. nun 324/3. maddesinde düzenlenmiştir. Hükme göre şirketin aktifleri, şirket alacaklılarının alacaklarını karşılamaya yetmediği takdirde yönetim kurulu bu durumu derhal mahkemeye bildirmeye mecburdur. Mahkeme, bu takdirde şirketin iflasına hükmeder. Şu kadar ki şirket durumunun ıslahı mümkün görülüyorsa yönetim kurulu veya bir alacaklının talebi üzerine iflas kararını erteleyebilir. Bu halde, mahkeme envanter tanzimi veya bir yediemin tayini gibi şirket mallarının muhafazası için lüzumlu tedbirleri alır. Görüldüğü gibi anonim şirketin pasifinin aktifinden fazla olması halinde yönetim kurulu şirketin iflasını istemek zorundadır. Şirketin iflasının zorunlu olduğu durumda, yönetim kurulu veya bir alacaklının talebi üzerine mahkemece iflasın ertelenmesine karar verilebilecektir. İflasın ertelenmesinin talep edilebilmesi için şirketin pasifinin aktifinden fazla olması hali öngörüldüğünden, mahkemece öncelikle şirketin borca batık durumda olup olmadığı saptanmalıdır. Şirketin aciz halinin mevcut olması halinde mali durumun iyileştirilmesinin mümkün olup olmadığı incelenmelidir. Bunun için de erteleme talep edenin şirketin mali durumunun iyileştirilmesi için düşünülen tedbirleri mahkemeye bildirmesi gerekir.
Mahkemece önerilen tedbirlere göre şirketin durumunun iyileştirilmesinin mümkün görülmesi halinde, iflasın ertelenmesine karar verilecektir. Bunun için de iyileştirme tedbirleri konusunda uzman bilirkişi kurulundan rapor alınarak sonucuna göre karar verilmelidir.
İflasın ertelenmesi için gerekli koşulların varlığının mevcut olması halinde verilecek ertelemenin süresi konusunda bir düzenleme mevcut değildir. Kanun iflasın ertelenmesi süresini hakimin takdirine bırakmış olup, hakim süreyi belirlerken şirketin durumunun iyileştirilebilmesi için sonuç alınabilecek uygun bir süreyi saptamalıdır. Ancak, bu süre bir yılı geçmemek üzere saptanmalı ve fazla uzun tutulmamalıdır. İflasın ertelenmesine karar veren mahkemenin işten anlayan şirket dışında bir kayyum tayin etmesi, kararda kayyumun görev ve yetkileri ile iflasın ertelenmesi kararının etkilerini hükümde belirtilmesi gerekir.
İflasın ertelenmesi süresi sonunda şirketin mali durumu düzelmiş ve aktifleri pasiflerini karşılayacak duruma gelmişse iflasın ertelenmesi kararı kaldırılmalı, mali durumunun iyileşmemesi halinde mahkemece şirketin iflasına karar verilmelidir.
Somut olayda, davacı tarafça ıslahın nasıl yapılacağı somut olarak ortaya konulmamış ve bilirkişi raporunda şirket mali durumunun nasıl ıslah edileceği konusunda yeterli açıklama yapılmamıştır. Mahkemece bu yönlerin gözetilmemesi isabetsiz olduğu gibi kira sözleşmesinin geçerli olduğu dönem için sadece kira gelirinin dikkate alınmaması ve erteleme süresinin iki yıl olarak belirlenmesi de usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, 13.06.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy