(2004 S. K. m. 50, 67)
Dava: Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının mahkemenin yetkisizliği sebebi ile reddine yönelik kararın davacı tarafça temyizi üzerine dosya incelenerek gereği görüşülmüştür.
Karar: Davacının Denizli'de icra takibine geçmesi üzerine davalı, icra dairesinin yetkisiz olduğunu belirterek esas hakkındaki itirazını da sunmuştur. Davacı, bunun üzerine itirazın iptali davasını açmıştır. Davalı, mahkemenin de yetkisizliğini def'i olarak ileri sürmüş ve borca itiraz nedenlerini açıklamıştır.
İtirazın iptali davası, icra takibinin uzantısıdır ve iki dosya bir birlik oluşturur. Davalı, icra dairesinin yetkisine itiraz etmekle ortaya çözümlenmesi gereken bir hadise koymuştur. Hadisenin çözümsüz bırakılması, dava engelidir. Kural kanuna (İİK. 50/2) inceleme mercii tarafından önce yetki meselesi tetkik ve kat'i surette karara raptolunur şeklinde geçmiştir. İcra dairesi yetkisizse elbette ki itirazın bu açıdan haksızlığı belirlenir ve artık davanın yürümesine olanak kalmaz.
Yerel mahkemece de bu konu, gerekçede işlenmiş ve fakat dava, karar fıkrasıyla mahkemenin yetkisizliği şeklinde sonuçlandırılmıştır. Bu halde icra dairesinin yetkisi konusunda hüküm oluşturulmamış olmaktadır. Davacı, itirazın iptali davasında, davalının icra takibi sırasındaki itirazlarının iptalini istemiş olmaktadır; kararı temyizinde ise Denizli icra dairesi ve mahkemelerinin yetkili olduğunu açıklamıştır. Öyleyse yerel mahkemenin icra dairesinin yetkili olup olmadığı konusunda karar oluşturulması için mahkemenin yetkisizliğini öngören kararının bozulması gerekir.
Sonuç: Temyiz edilen kararın gösterilen sebeple ve oyçokluğuyla BOZULMASINA; bozma biçimine göre öteki yönlerin şimdiden incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istem halinde iadesine, 27.01.2003 tarihinde karar verildi.
GEREKÇE YÖNÜNDEN KARŞI OY YAZISI
Dava, faturalı mal satışından kaynaklanan alacağın tahsili için girişilen icra takibine yönelik itirazın iptali talebine ilişkindir.
Davalı-Borçlu itiraz dilekçesinde, hem icra dairesinin yetkisine, hem de borca yönelik itirazlarını dile getirmiş, itirazın iptali davasında, mahkemenin yetkisine de itiraz etmiştir.
Mahkemece yetkisizlik sebebiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Bu gibi durumlarda öncelikle İcra Dairesinin yetkisine yönelik itirazın mı yoksa mahkemenin yetkisine yönelik itirazın mı tetkiki gerektiği ve icra dairesinin yetkisine yönelik itirazın incelenmesinin bir dava şartı olup olmadığı hususu tartışmaların odak noktasını oluşturmuştur.
Kanımızca mahkeme, öncelikle kendi yetkisine yönelik itirazı incelemelidir. Zira, yetkisiz bir mahkemenin yetki alanı dışındaki konuları incelemesi doğru olmayacağından icra dairesinin yetkisini incelemesi de doğru görülemez.
Öte yandan, icra dairesinin yetkisine yönelik itirazın öncelikle tetkiki hususu, dava şartı olarak kabul edilemez. Hal böyle olunca, bu yönde res'en bir temyiz incelemesi yapılamayacağı gibi aleyhe bozma yasağı kuralına aykırılık oluşturulacak nitelikte bozma kararı da verilemez.
Somut olayda, davalının temyizi bulunmamaktadır. Davacının temyizi ise mahkemece verilen yetkisizlik kararının doğru olmadığı yönüne ilişkindir. Bu durumda, öncelikle icra dairesinin yetkisinin tetkiki gerektiğinden söz edilerek bozma kararı verilmesi davacının aleyhine olur ki, bu da aleyhe bozma yasağı kuralına aykırılık oluşturduğundan çoğunluk görüşüne katılmak mümkün görülmemiştir.
Ne var ki, mahkemece yetkisizlik kararının gerekçesinde HUMK. nun 9. maddesi hükmüne dayanılmıştır. Oysa, davalı tarafça akdi ilişki inkar edilmemiş, uyuşmazlık mal bedelinin ödenip ödenmediğinden kaynaklanmıştır. Buna göre yetkili mahkemenin saptanmasında BK.nun 73/1. ve HUMK. nun 10.md. hükümleri de tartışılıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken bu hususlar irdelenmeden yazılı biçimde karar verilmesi doğru olmadığı gibi, yetkisizlik nedeniyle dava dilekçesinin reddine karar verilmesi gerekirken davanın reddine karar verilmesi ve HUMK. nun 27. maddesi uyarınca dosyanın gönderileceği yetkili mahkemenin karar yerinde gösterilmemiş olması da kabul şekli itibariyle doğru değildir.
Bu itibarla, hükmün yukarda açıklanan gerekçelerle bozulması gerektiği kanısında olduğumdan sayın çoğunluğun bozma gerekçelerine katılamıyorum. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy