(2004 S. K. m. 72)
Dava: Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı sebeplerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belirli günde davacı vek. Av. Ali Yavuz Anıl ve Av. Oğuz Gümüş ile davalı vek. Av. Ali Lüleci'nin gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin keşidecisi davalı Bayram Uysal'ın lehdarı bulunduğu 29.6.1996 tanzim ve 2.9.1996 vadeli nakden düzenlenmiş bonoya istinaden davalının müvekkili hakkında icra takibi yaptığını, müvekkilinin davalıyı tanımadığını ve hiçbir ticari ilişkisinin de bulunmadığını, İcra Tetkik Merciinde imza itirazında bulunduklarını, mercideki davanın halen derdest olduğunu, müvekkilinin oğlu Bülent Helvacı'ya ticari işlerini yürütmesi ve kullanması için imzalı boş bonolar verdiğini hatırladığını Bülent Helvacı'nın 14.4.1996 gününde trafik kazası sonucu öldüğünü, takibe konu edilen bononun bu amaçla verilen bonolardan biri de olabileceğini müvekkilinin 70 yaşında ve zengin bir kişi olup davalıdan 7.000.000.000.-TL borç almasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davalının da 7.000.000.000.-TL borç verecek mali güce sahip olmadığını belirterek rıza dışı ele geçirilen bononun iptalini ve takibin tedbiren durdurulmasını, %40 tazminata hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının icra tetkik merciinde açtığı davada Adli Tıp Kurumundan alınan raporda imzanın davacının eli ürünü olduğunun saptandığını, davacının ödemeyi geciktirmek için çelişkili iddialarda bulunduğunu beyanla haksız davanın reddini ve %40 tazminata hükmedilmesini istemiştir.
Davalı Bayram Uysal isticvabında İbrahim Helvacı'yı eskiden beri tanıdığını, davacının 7.000.000.000.-TL borç istediğini, verilen 7.000.000.000.-TL karşılığı dava konusu bononun davacı tarafından imzalanıp verildiğini beyan etmiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve toplanan deliller ve Adli Tıp Kurumu Fizik, Grafoloji İhtisas Dairesinden alınan raporlara göre bonodaki imzanın keşideci İbrahim Helvacı'nın eli ürünü olduğu, bononun rıza dışı elden çıktığı yolundaki iddianın kanıtlanamadığı gibi bono üzerinde silinti, kazıntı ve ilaveye rastlanmadığı gerekçesiyle kanıtlanamayan davanın reddine, ihtiyati tedbir sebebi ile davalı alacaklının alacağına geç kavuştuğundan %40 tazminatın davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici nedenlere ve özellikle Adli Tıp Kurumu Fizik Grafoloji İhtisas Dairesinden verilen raporlarda, bonodaki imzanın davacı keşidecinin eli ürünü olduğu ve bonoda silinti, kazıntı ve tahrifat yapılmadığının saptanmasına, hırsızlık suçundan davalı hakkında yapılan şikayetin takipsizlikle sonuçlanmış olmasını usulüne uygun delillerle kanıtlanamayan davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun bulunan hükmün ONANMASINA, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davalı yararına takdir edilen 97.500.000.-TL. duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, 22.06.2001 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Davacı vekili tarafından açılan davada davacının oğlunun sarhoş olarak geçirdiği trafik kazasında çalınan cüzdanında bulunan dava konusu bononun davalı tarafından ele geçirilip 7.000.000.000.-TL bedel yazılarak icra takibine konu edildiğini, müvekkilinin davalı ile hiçbir ticari ve sosyal ilişkisinin bulunmadığını 70 yaşında olan davacının işlerini idare eden oğluna gerektiğinde kullanması için imzalanarak doldurulmadan verildiğini, davalının ekonomik durumu itibariyle bu miktar parayı çok iyi tanımadığı davacıya hiçbir garanti almadan borç vermesinin hayatın olağan akışına ters düştüğünü ileri sürerek borçlu olmadığının tesbitini istemiştir.
Davalı cevabında senedin davacıya verilen borç para karşılığında düzenlendiğini savunmuştur.
Dava konusu senedin nakden düzenlendiği anlaşılmaktadır. Davalının kasabada yaşayan dar gelirli bir kişi olduğu, bir defasında davacıdan 100.000 TL ekmek parası istediği, dosya içerisindeki delillerden anlaşılmaktadır. Davalının 1957 doğumlu davacının 1933 doğumlu olması karşısında davacı ile davalı arasında hiçbir arkadaşlık ve iş ilişkisi bulunmadığı gibi davacının yaşadığı Germencik ile davalının bulunduğu Evciler Kasabası arasında da 400 km mesafe bulunmaktadır. Geçimini güçlükle sürdüren ve bankalarda hiçbir hesabı bulunmayan davalının kendisine 400 km mesafede bulunan ve iyi tanımadığı bir kişiye herhangi bir teminat da olmadan 1996 yılında 7.000.000.000.-TL gibi yüksek bir miktarda parayı borç olarak vermesi hayatın olağan akışına aykırıdır.
Mahkemece bu yönler gözetilerek davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı biçimde hüküm kurulmasını doğru bulmadığımızdan hükmün bozulması düşüncesiyle sayın çoğunluğun onama görüşüne katılamıyoruz. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy