(6762 S. K. m. 23/2) (2004 S. K. m. 67)
Dava: Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davalı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde taraflardan kimse gelmemiş olduğundan incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, taraflar arasındaki ticari ilişki nedeniyle düzenlenen faturaların davalı tarafından vadesinde ödenmediğini, 990.336.450.-TL vade tarihi ile birlikte 3.969.041.573.-TL'nın tahsili amacıyla başlatılan takibe itiraz edildiğini ileri sürerek davalının itirazının iptali ile takibin devamına, %40 icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevabında davacıya fatura bedelinin ödendiğini, faiz ve vade farkı istenemeyeceğini belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve toplanan delillere göre takip tarihi itibariyle davacının 2.978.705.123.-TL alacağı bulunduğu, dava tarihi itibariyle bu alacak ödenmişse de davalının itirazında haksız olduğu, vade farkı kaydı bulunan faturalara davalı tarafça itiraz edilmediğinden vade farkı talebinin haklı olduğu gerekçesiyle davalının itirazının iptali ile takibin devamına, ödemelerin icra müdürlüğünce infazda gözetilmesine, alacağın %40'ı tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Vade farkı istenebilmesi için bu konuda taraflar arasında bir sözleşmenin bulunması veya vade farkı ile ilgili benimsenmiş bir uygulamanın mevcut olması gerekir. Somut olayda bu şartlar bulunmadığından davacı vade farkı talep edemez. Zira taraflar arasında yazılı şekilde yapılmamış olmakla beraber geçerli sözleşme ilişkisinden doğan uyuşmazlıklarda vade farkı kaydı bulunan faturalara TTK'nun 23/2.maddesi uyarınca sekiz gün içinde itiraz edilmemesi halinde bu durum sadece fatura münderacatının kesinleşmesi sonucunu doğurup, vade farkının kabul edildiği ve istenebileceği anlamına gelmez. ( YİBK 27.6.2003 gün ve 1/1 esas ve sayılı kararı ). Diğer taraftan takipten önce yapılan ödemelerin hüküm kurulurken gözetilmemesi ve %40 tazminatın itirazda haksız çıkılan meblağ üzerinden hükmedilmemesi ile isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 3.7.2003 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy