(2004 S. K. m. 67) (6762 S. K. m. 434) (4672 S. K. Geç. m. 2)
Dava: Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin mevduat mudisi olup, kar ve zarara katılma hesap cüzdanından anlaşılacağı gibi alacaklı olduğunu, alacağının tahsili için yapılan icra takibine itiraz edildiğinden itirazın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili şirketin faaliyet izninin kaldırıldığını ve TTK.nun 434. maddesi uyarınca münfesih olduğunu, hesabın kar ve zarara katılma hesabı niteliğinde olup, tasfiye sonucuna göre alacak belirlenebileceğinden davanın reddini istemiştir.
Mahkeme, davalı İhlas Finans Kurumu A.Ş.nin faaliyet izninin 12.5.2001 tarihinden önce kaldırıldığından 4389 Sayılı Yasa kapsamına girmediğinden itirazın iptaline, takibin devamına, % 40 inkar tazminatının tahsiline karar vermiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
Davalı İhlas Finans Kurumu A.Ş.nin faaliyet izni Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulunun 10.2.2001 tarih ve 171 sayılı kararı ile kaldırılmıştır. 4389 Sayılı Bankalar Kanununda değişiklik yapan 4672 Sayılı Kanunla finans kurumları yönünden de düzenlemeler yapılmışsa da, 4672 Sayılı Kanunun geçici 2. maddesinde Bu Kanunun yayımı tarihinden önce izni kaldırılan özel finans kurumları hakkında bu kanunla özel finans kurumlarının tasfiyesine ilişkin olarak getirilen hükümlerin uygulanmayacağını öngörülmüştür.
Böylece 29.5.2001 tarihinde yürürlüğe giren 4672 Sayılı Kanundan önce faaliyet izni kaldırılan İhlas Finans Kurumu A.Ş.nin genel hükümlere göre Türk Ticaret Kanunu uyarınca tasfiyesinin devam ettiği çekişmesizdir. Ancak, alacak talebinin davalı kurum nezdindeki kar zarar hesabından kaynaklanması nedeniyle bu ilişkiden doğan alacağın talep edilebilmesi için kar ve zarar hesap cüzdanının 9. maddesinde öngörülen koşulların gerçekleşmesi gerekir. Söz konusu koşulların gerçekleşmemesi halinde ise, hesabın niteliği gereği davacı ancak tasfiye sonucunda payına düşeni talep edebilir.
Mahkemece bu yön araştırılmadan eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine 01.12.2003 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy