(6762 S. K. m. 599, 690) (2004 S. K. m. 72)
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının bozma kararına yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı şirket vekili, müvekkili aleyhine davalı tarafından senede dayalı olarak takibe girişildiğini, senedin gerçek bir borç ilişkisini göstermediğini, senedi keşide eden dava dışı Z. D.' in müvekkil şirketten ayrıldığını, yetkisinin bulunmadığını, senedin iyi niyet ilkesinden faydalanmak için davalıya ciro edildiğini belirterek müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespiti ile %40 tazminata hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, senedi keşide eden kişinin davacı şirketi temsil ve ilzama yetkili olduğunu müvekkilinin iyi niyetli ciranta olduğunu öne sürerek davanın reddi ile %40 tazminata karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece Dairemiz bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, dava dışı Z. D.'in davacı şirketin temsilcisi olduğu dönemde, şahsi borcu için senetler keşide ettiğini, girişilen takipler nedeniyle taraflar arasında 27.5.1998 ve 1.6.1998 tarihli anlaşmalar yapıldığı ve borcun adı geçen kişinin şahsi borcu olduğu hususunda mutabakata varıldığı, anlaşmanın senet alacaklısı dava dışı G. Ltd. şirketinin temsilcilerinin imzaladığı ve daha sonra takibe geçildiği, Z. D.'in şirketten ayrıldıktan sonra kötü niyetli olarak senedi verdiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, şartlar oluşmadığından tazminat talebinin reddine karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
TTK. nun 690. maddesi uyarınca, bonolarda da uygulanan TTK-599/1 maddesi hükmüne göre, keşideci davacı, dava dışı lehtar ve ciranta ile kendi arasında doğrudan doğruya mevcut olan münasebetlere dayanan defileri, davalı hamile karşı ileri süremez. Davalı hamilin kötü niyetli olarak, davacı borçlunun zararına hareket ettiğine ilişkin olarak bir delil de mevcut değildir. Dosyada örnekleri bulunan 1.6.1998 tarihli sözleşme ve ibranamede davalı lehtarın imzası yoktur. Bu belgelerin davalıyı bağlamayacağı açıktır.
Bu durumda mahkemece, yukarıda izah edilen nedenlerle bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesinde isabet görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 06.02.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy