(2004 S. K. m. 72)
Dava: Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vek. Av. L. Fikri Soner gelmiş, diğer taraftan kimse gelmemiş olduğundan, onların yokluğunda duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin Ankuytaş A.Ş.nin yönetim kurulu başkanlığını yaptığı sırada davalılardan Osman Büyükkaplan ile anlaşma yaptığını, bu anlaşma gereği Osman'ın getireceği halıların şirket tarafından pazarlanmasının kararlaştırıldığını bu ilişki nedeni ile Osman'ın 100.000 DM'lik teminat senedi istediğini, müvekkilinin 100.000 DM'lik senedi bedel kısmını doldurup imzalayarak Osman Büyükkaplan'a verdiğini, bilahare şirketten ayrıldığını, bononun Osman tarafından M. Zeki Güven'e M. Zeki Güven tarafından da Ankuytaş A.Ş.ne ciro edildiğini ve bankaya tahsile verildiğini bankadan gelen ihbarname üzerine öğrendiklerini, senedin tanzim ve vade tarihinin sonradan doldurulduğunu senedin teminat senedi olup gerçek bir borcu yansıtmadığını belirterek borçlu olmadığının tespitini, senedin iptalini ve ihtiyati tedbir kararının devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı Osman Büyükkaplan duruşmadaki beyanında, 1994 yılında davacıya 100.000 DM borç verdiğini, bunun karşılığında senedi aldığını bilahare bu senedi M. Zeki Güven'e ciro ettiğini sonraki safahatı bilmediğini beyan etmiştir.
Davalı M. Zeki Güven vekili, davacının iddiasının doğru olmadığını, lehdar Osman tarafından müvekkiline ciro edilen senedin müvekkili tarafından da şirkete ciro edildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı şirket vekili, iddiaların gerçek olmadığını lehtara karşı ileri sürülecek def'ilerin iyi niyetli hamile karşı ileri sürülemeyeceğini kaldı ki, senedin bankadan alınan kredinin teminatı olarak rehin cirosu ile Vakıflar Bankasına verildiğini belirterek davanın reddini % 40 tazminata hükmedilmesini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve toplanan delillere göre davacının senedin teminat senedi olduğu yolundaki iddiasını usulüne uygun delillerle kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine, senedin takibe konu edilmemesi için tedbir kararı verildiğinden ve alacaklının alacağına kavuşması engellendiğinden 100.000 DM.nin % 40'ı oranında tazminatın davacıdan alınarak davalı şirkete ödenmesine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere ve özellikle davacının dava konusu senedin teminat senedi olduğu yolundaki iddiasını usulüne uygun delillerle kanıtlayamamış bulunmasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Davacı keşideci Orhan Tolunay 21.11.1995 tarihinde davalılara yönelik olarak aldığı ihtiyati tedbir kararı ile dava konusu bononun icra takibine konulmamasını sağlamış ise de dava konusu bononun dava dışı Vakıflar Bankasına rehin cirosu ile verildiği ve senedin hamilinin banka olduğu anlaşıldığından, bankaya yönelik de bir tedbir kararı bulunmamasına rağmen, alacağın tahsilinin engellendiği gerekçesi ile davalı şirket lehine tazminata hükmedilmesi isabetli olmadığı gibi, yabancı para üzerinden tazminata hükmedilmesi de kabul şekli itibari ile doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davacı yararına takdir edilen 97.500.000. TL. duruşma vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya ödenmesine, peşin harcın istek halinde iadesine, 20.09.2002 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy