(818 S. K. m. 484) (2004 S. K. m. 67) (14.4.1944 tarih ve 14-13 S.YİBK)
Dava: Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davalı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vek. Av. Ö. Birdal ile davalı vek. Av. E. Aydın'ın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili banka ile dava dışı Bayraktar A. arasında kredi kartı üyelik sözleşmesi imzalandığını, davalı Sedat M.'nin müşterek borçlu müteselsil kefil olduğunu, sözleşme hükümlerine aykırı davranılması üzerine hesabın kat edildiğini ve icra takibi yapıldığını, davalının icra takibine haksız olarak itiraz ettiğini belirterek itirazın iptalini ve %40 icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, sözleşmede kefalet limiti yazılı yerin boş bırakıldığını, bu nedenle kefaletin geçersiz olduğunu, Uşak 2.Asliye Hukuk Mahkemesi aracılığı ile yaptırılan tespitte de kredi sözleşmesinde kefalet miktarının yazılı olmadığının belirlendiğini, bu nedenle davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, dosyaya ibraz edilen kredi sözleşmesinde kefalet limitinin 6.000.000.000.-TL olarak gösterildiğini kredi sözleşmesindeki imzanın inkar edilmediğini, takip tarihi itibariyle borcun 3.134.348.718.-TL olduğu gerekçesiyle 3.134.348.718.-TL üzerinden iptaline %40 icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiş hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
B.K'nun 484.maddesi uyarınca kefalet akdinin geçerli olabilmesi için akdin, yazılı ve sorumlu olunacak miktarın açıkça belirtilmiş olması ya da 14.4.1944 tarih ve 14-13 sayılı içtihadı birleştirme kararında değinildiği gibi sözleşmeden böyle bir miktarın anlaşılmasının mümkün olması koşuluna bağlıdır. Davalı sözleşmede kefalet limitinin yazıldığını sonradan davacı tarafından doldurulduğunu savunmuştur. Davalı tarafından ibraz edilen sözleşme örneğinde kefalet miktarının gösterilmemiş olduğu gibi davalı tarafından yaptırılan tespitte de sözleşmede kefalet miktarının belirtilmediği anlaşılmaktadır. Bu yönler üzerinde durularak geçerli bir kefalet akdinin olup olmadığı saptanıp sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme sonucu yazılı gerekçe ile karar verilmesi isabetli görülmeyip hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davalı yararına takdir edilen 97.500.000.-TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, peşin harcın istek halinde iadesine, 07.06.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy