(2004 S. K. m. 67)
Dava: Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili şirket ile davalı şirket arasında yapılan ticaret sonucu, davalı şirkete satılan ve teslim edilen emtia bedelleri ve tahakkuk etmiş vade farkı ile birlikte toplam 7.397.765.894.-TL. borcu oluştuğunu, ödenmemesi üzerine davalı şirket hakkında icra takibine geçildiğini, itiraz üzerine takibin durduğunu belirterek itirazın iptaliyle takibin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının müvekkili şirketin sipariş ettiği malları istenilen evsafta yapmadığını, ayıplı şekilde teslim ettiğini, bir kısım malların iadesinin görüşüldüğünü, buna rağmen icra takibine girişildiğini, faiz ve vade farkı talebinin yerinde olmadığını bildirerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, davalının icra takibine yaptığı itirazın kısmen iptaliyle takibin 4.249.223.149.-TL. üzerinden devamına takip tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına, %40 icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Satışa bedelinin geç ödenmemesi halinde vade farkı uygulanacağına ilişkin satıcı tarafından faturalara tek taraflı yazılmış kaydın diğer taraf açısından bağlayıcı olabilmesi için taraflar arasında bu hususta sözleşme bulunması veya bu faturalara alıcının süresinde itiraz etmemesi ya da taraflar arasında bu hususta uygulama olduğunun davacı tarafından kanıtlanması gerekir.
Dava konusu somut olayda, taraflar arasında muhtelif satım ilişkilerinin olduğu ve davalının %15 aylık vade farkı uygulanacağı belirtilen faturalara süresinde itiraz etmediği anlaşıldığına göre bu durum davacıyı vade farkı istemekte haklı kılar. Açıklanan bu doğrultuda bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle bu istemin reddi doğru olmadığı gibi, asıl alacağa takipten itibaren yasal faiz yerine 3095 Sayılı Yasa uyarınca avans faizi uygulanması gerektiğinin düşünülmemesi de kabul şekli itibariyle isabetli değildir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine 04.03.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy