(2675 S. K. m. 32) (1086 S. K. m. 96)
Dava: Taraflar arasındaki tenfiz davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vek. ile davalı vek. gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalı aleyhine New-York Bölgesi Yüksek Mahkemesinde açtığı alacak davası sonucunda 114.584,21 Doların tahsiline karar verildiğini, temyiz edilmeyen kararın kesinleştiğini, tenfiz için gerekli koşulların bulunduğunu ileri sürerek 7.10.1999 tarihli kararın tenfizine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevabında, davacının MÖHUK'nun 32.maddesi ve HUMK..nun 96.maddesi uyarınca teminat göstermek zorunda olduğunu, tenfize konu olan kararla ilgili yargılamada müvekkiline tebligat yapılmadığını, Amerika ile Türkiye arasında tenfiz konusunda bir sözleşme veya fiili uygulama bulunmadığını, yetkisiz New-York Mahkemesinin delilleri toplamadan verdiği kararın kamu düzenine aykırı olduğunu belirterek tenfiz talebinin reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve toplanan delillere göre teminattan muaf olmayan davacının kesin mehile rağmen teminat göstermediği, ilamın verildiği ülkede ( ABD ) Türk Mahkemelerince verilen ilamların tenfizini mümkün kılan bir kanun hükmü veya fiili uygulama bulunduğunun davacı tarafça kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
2675 Sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkındaki Kanunun 32 nci maddesinde Türk mahkemesinde dava açan yabancı gerçek ve tüzel kişiler, yargılama giderleriyle karşı tarafın zarar ve ziyanını karşılamak üzere mahkemenin belirleyebileceği teminatı göstermek zorundadırlar. Davacı Amerika Birleşik Devletleri firması olup, Türkiye ile bu ülke arasında adli yardım sözleşmesi bulunmamaktadır. Bu sebeple davacının anılan hükümde öngörülen teminat şartını yerine getirmesi gerekir. Davacı tarafın, kesin önele rağmen bu yükümlülüğünü yerine getirmemiş olduğu anlaşıldığından, mahkemece, davanın reddine karar verilmesi isabetlidir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün ONANMASINA, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davalı yararına takdir edilen 97.500.000.-TL. duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, 11.4.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy