(818 S. K. m. 96)
Dava: Taraflar arasındaki tesbit-alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalı banka ile 16.3.1990 tarihinde Rehin Blokaj ve Kredi Taahhütnamesi akdettiklerini, bu sözleşmeye göre müvekkilinin 30.000.000.TL kredi kullanarak, Ereğli Demir Çelik hisselerini bankaya tevdi ettiğini, taraflar arasında çıkan ihtilaf sonucunda İstanbul Asliye 3.Ticaret Mahkemesince verilen 28.5.1993 tarih ve 1991/282 esas, 1993/586 Karar sayılı kesinleşen ilama göre müvekkilinin Pamukbank'a 4000 adet hisse senedini teslim ettiği sonucuna varıldığını, müvekkili adına hareket etme zorunluluğu olan aracı kurum bankanın Ereğli Demir Çelik A.Ş'nin sermaye artırımlarına katılma ve temettü almaya müvekkili adına yetkili olup, bu konuda gereken işlemlerin yapılması zorunluluğu olduğunu, banka tarafından müvekkiline herhangi bir ihbarda bulunulmadığını belirterek, 4000 adet bölünmemiş yani sermaye artırımından faydalanmamış şekliyle hisse senedini bankaya teslim eden müvekkilinin dava tarihi itibariyle ne miktarda hisse senedi sahibi olduğu ve temettü miktarının tesbiti ile tesbit edilen miktarın tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, eda davası açılması gereken hallerde tesbit davası açılamayacağını iddia edilen zarar önce tesbitini sonra tahsilini talep etmenin mümkün olmadığını, bankaya teslim edilen senetlerin nominal değerlerinin 4.000.000.TL olmayıp 2.000.000.TL olduğunu davacının rehnettiği hisse senetleri karşılığında kullandığı kredi nedeniyle müvekkili bankaya borçlu olup, rehinli hisse senetlerinin semereleri ile birlikte satılıp paraya çevrildiğini, satış bedelinin dosya borcunu karşılamadığını, bankanın dava konusu hisse senetlerinin alım-satımına aracılık etmediğini, dolayısıyla sermaye piyasası kanunu mevzuatı çerçevesinde bir işlem yapmasının düşünülemeyeceğini belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, davacının banka nezdinde hisse senedi alım-satım hesabının olmadığı, hisse senetlerinin bankada bulunmasının Rehin-Blokaj Kredi Taahhütnamesi gereği olduğunu, taraflar arasındaki sözleşmenin menkul alım-satım sözleşmesi olmayıp, rehin sözleşmesi olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Sonuç: Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, 27.05.2003 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy