(6762 S. K. m. 317, 321) (1086 S. K. m. 22)
Dava: Taraflar arasındaki iflas davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince her ne kadar duruşmalı olarak temyiz edilmiş ise de, konu itibariyle bu isteğin reddiyle, incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonda dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili şirketin davalıya havaalanında yer hizmeti verdiğini sözleşmelerde yetki kaydı bulunduğundan yetki itirazının dinlenemeyeceğini, 7.11.1997 tarihli borç ikrarı ve tasfiye sözleşmesi ile 130.000. Dolar borcun kabul edildiğini, ihtara rağmen ödeme yapılmaması üzerine iflas yoluyla başlatılan takibe itiraz edildiğini, itirazın haksız olduğunu ileri sürerek davalının iflasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevabında, icra takibinin yetkisiz yerden başlatıldığını, sözleşmedeki imzaların müvekkili şirketi temsil ve ilzama yetkili imzalar olmadığı gibi, davalıyı borç altına sokan imzaların da yetkililere ait olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve toplanan delillere göre davalının depo emri tebliğine rağmen ödeme yapmadığı gerekçesiyle iflasına karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
TTK. nun 317.maddesinde anonim şirketin idare meclisi tarafından idare ve temsil olunacağı öngörülmüş, aynı yasanın 321/3.maddesinde ise, anonim şirket adına tanzim edilecek evrakın geçerli olabilmesi için, aksine esas sözleşmede hüküm bulunmadıkça temsile yetkili olanlardan ikisinin imzasının yeterli olacağı belirtilmiştir. 7.11.1997 tarihli sözleşmenin, anılan hükümler gözetildiğinde davalı şirketi bağlayacağı düşünülemez. Sözleşmenin davalı tarafça benimsenmiş olduğu söylense bile, varlığı ileri sürülen ve anılan esas sözleşme içinde yer alan yetki sözleşmesinin de HUMK. nun 22.maddesinde öngörüldüğü şekilde yapılmış olduğu sonucuna varılamaz. Bu nedenle taraflar arasında geçerli bir yetki sözleşmesi bulunmadığından ve icra dairesinin yetkisine davalı tarafça itiraz edildiğinden, yetkisiz icra dairesinden başlatılan takip üzerine açılan iflas davasının dinlenmemesi gerekir. Mahkemece bu yönlerin gözetilmemiş olması isabetli olmadığı gibi, depo emrinin yabancı para üzerinden çıkarılması da kabul şekli itibariyle isabetli değildir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 02.05.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy