(4054 S. K. m. 58)
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davalı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vek.Av. Hakan A. ve Av. Ahmet K. ile davalı vek.Av. Erden K., Av. Nurkut İ., Av. Sabih A.'nın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Davacı, davalının sözleşmeyle 28.2.1997'den başlayarak yetkili satıcısı, bakım ve onarımcısıdır.
Davacı vekili, davalının kendi şirket bünyesi içerisindeki şirketlere (bayilere) ayrıcalıklı davrandığını ve müvekkilinin rekabet etme şansını yok etmeye çalıştığını, kendi grubuna bağlı bayilerle açık hesap çalıştığını, eşit edime farklı muamele yaptığı, fiyat belirleme ve indirim konusundaki ticari özgürlüğünü kısıtladığını, İstanbul dışındaki bayilerin dağıtım masraflarını üstlenerek işletme maliyeti yüksek bir şehirde faaliyet gösteren müvekkiline karşı diğer bayilerin haksız üstünlük elde etmelerine neden olduğu, rakip ve muadil yedek parça kullanımını yasaklayarak pazarı kısıtladığını, davalının bu eylemlerinin 4054 Sayılı Kanuna ve bu kanuna göre çıkartılan 1998/3 sayılı tebliğ hükümlerine aykırılık teşkil ettiğini, hakkını arayan müvekkiline arz boykotu uygulandığını, iflas ettirme tehdidi ile sıkıştırılarak yetkili satıcılığının karşılıklı feshedildiğine dair protokol ve sözleşmesi imzalattırıldığını, fesih sözleşmesinin ikrah sonucunda imzalanmış olduğunun kabulü ile geçersiz sayılmasını, sözleşmenin 1998/3 sayılı tebliğ hükmündeki feshi ihbar sürelerine uyulmaksızın davalının ağır kusur ve kasti davranışları sonucunda tek taraflı ve haksız olarak feshedildiğini, fazlaya ait hakları saklı kalmak üzere 4054 Sayılı Kanunun 58.maddesi gereğince mahrum kalınan kâr ve uğranılan zararın üç katına mahsuben 10.000.000.000.-TL. maddi 50.000.000.000.-TL. manevi tazminatın dava tarihinden itibaren reeskont faizi ile birlikte tahsilini istemiş, 30.5.2001 tarihli ıslah dilekçesi ile de 10.000.000.000.-TL.lık müddeabihin 2.062.748.169.000.-TL.ye yükseltilmesini ve bu miktara hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, tarafların müştereken 15.1.1999 tarihli protokolü ve 11.2.1999 tarihli fesih sözleşmesini imzalayarak ilişkiyi sona erdirdiklerini, protokol ve fesih sözleşmesinin davacı ve şirket yetkilileri ile avukatları arasında yapılan görüşmeler neticesi kaleme alınıp karşılıklı teklif ve beyanlarının değerlendirilmesi sonucu gerçekleştirildiğini, protokol hükümlerinin yerine getirildiğini ve tarafların birbirlerini ibra ettiğini, ikrah olarak iddia edilen hususların doğru olmadığını, müvekkilinin 4054 Sayılı Kanuna aykırı bir eylem ve işleminin bulunmadığını belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Hükme esas alınan bilirkişi raporlarında, davacının kâra geçtiği sene sonunda, yerine ikame bir iş bulmadan, hiçbir neden yokken, yetkili satıcılığı sona erdirmek istemesinin, genel ticari teamüllerin dışında bir olay olduğu, araç satışlarının azalması ve geçmişe yönelik feshin, 4054 Sayılı Kanuna göre çıkartılan 1998/3 sayılı tebliğ hükümlerinden kurtulma amacını taşıdığını, kanuna karşı hile amaçlı davranış sonucunda, imzalanan protokollerin geçersiz olduğu, normal şartlarda protokolü ve fesih sözleşmesini imzalayamayacak olan davacının ikrah sonucunda protokolleri yapmak zorunda kaldığı yolunda görüş belirtilmiş, mahkemece bilirkişi raporu esas alınarak 2.048.026.469.000.-TL olarak belirlenen tazminat alacağının, 4054 Sayılı Yasanın 58.maddesi uyarınca takdiren bir misli artırılmak suretiyle 4.096.052.938.000.-TL. ile 14.695.200.000.-TL. işten çıkartılan işçilere ödenen tazminattan doğan zarar olmak üzere 4.110.748.138.000.-TL. maddi ve takdiren 20.000.000.000.-TL. manevi tazminatın, dava tarihinden itibaren değişen oranlarda hesaplanacak reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazla istemin reddine karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
İlkin, olayın gelişimine göre davacıya karşı ikrah kullanıldığı yolundaki bilirkişi düşünceleri, hukuksal değerlendirme olduğundan kesinlikle hükme temel alınamaz. Sonra, tacirlerin, yargıya ihbar ve şikayet edileceği tehdidiyle sözleşmeye razı edildiği durumlarda ikrah söz konusu değildir. İhbar ve şikayet, gerçeği yansıtıyorsa anayasal hakkın kullanılması olur; değilse onu yapan sonuçlarına katlanır. Tacirler arasındaki sözleşmede, edimden kaçınan da aynı sonuçlarla karşılaşır. Bunun gibi olgu, gabinin unsurlarından müzayaka da sayılamaz: Tacir, tedbirlerini almak zorundadır. Olayda, hakim durumun kötüye kullanılmasının koşulları da yoktur.
Öte yandan, davanın dayanaklarından biri, 1998/3 sayılı tebliğdir. 1998/3 sayılı tebliğdeki feshi ihbar sürelerinin taraflardan birinin sözleşmeyi tek taraflı fesih etmesi hali için getirilmiş bulunmasına, somut olayda tarafların karşılıklı oluşan rızaları sonucu sözleşmenin fesih edilmiş olmasına ve protokol gereklerinin de taraflar tarafından yerine getirilmiş olduğunun anlaşılmasına, Rekabet Kurulunun 21.12.1999 tarih 1999-58/624-398 sayılı kararı ile de davalının 4054 Sayılı Yasaya aykırı bir eyleminin bulunmadığı saptandığından, anılan Kanunun 58.maddesindeki tazminata hükmedilmesi koşullarının da oluşmamış olmasına, olay ikrahı oluşturmadığından 4054 Sayılı Yasaya aykırılık dolayısı ile açılan idari davanın sonucunun da beklenmesine yer olmadığından davanın reddine karar verilmek gerekirken, yazılı gerekçeyle karar verilmesi isabetli görülmemiştir.
Yukarıda açıklana nedenlerle hükmün sonuçta oybirliği nedeninde oyçokluğu ile BOZULMASINA, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davalı yararına takdir edilen 250.000.000.-TL. duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, peşin harcın istek halinde iadesine, 29.11.2002 gününde karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Dava, Rekabetin Korunması Hakkındaki 4054 Sayılı Yasaya aykırı eylem ve işlemler nedeniyle uğranılan zararın tazmini talebine ilişkindir.
Mahkemece, benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalı şirketin bir kısım eylem ve işleminin 4054 Sayılı Yasanın 4 ve 6.maddelerine aykırılık teşkil ettiği gerekçesiyle anılan Yasanın 58.maddesi gereğince uğranılan zararın bir katı oranında tazminata hükmedilmiştir.
Ne var ki davacı 4054 Sayılı Yasanın 58.maddesi uyarınca tazminat talep ettiğinden, böyle bir tazminata karar verilebilmesi için öncelikle anılan yasanın yetkili kıldığı Rekabet Kurulu tarafından 4,6 ve 7.maddelerinin ihlal edildiğinin saptanması gerekir. Rekabet Kurulunun rekabet ihlali yönünden usulen kesinleşmiş bir kararı bulunması halinde mahkemece bu ihlalden dolayı uğranılan zarar tespit edilerek hükme bağlanacaktır. Rekabetin Korunması Hakkındaki 4054 Sayılı Yasa rekabet ihlalinin tespiti yönünden Rekabet Kurulunu yetkili kıldığından çelişik kararların ortaya çıkmaması için adli mahkemelerin Rekabet Kurulunun vereceği kararı beklemesi gerekir. Dairemizin 1.11.1999 gün ve 3350/6864 Sayılı kararında da bu görüş benimsenmiş ve Rekabet Kuruluna başvurunun tazminat davasında ön mesele olduğu, bu nedenle başvurunun sonucunun beklenmesi gerektiği kabul edilmiştir.
Somut olayda, davacının rekabet ihlali yönünden Rekabet Kuruluna başvurduğu kurulca bu iddialar yönünde görülmeyerek soruşturma açılmasına gerek bulunmadığına karar verildiği ancak karara karşı idari yargı yoluna başvurulduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece idari davanın ön mesele olarak sonucu beklenip, tüm delillerin birlikte değerlendirilerek bir karar verilmesi gerekirken, bu yönün düşünülmemesi isabetli olmadığından hükmün bu gerekçeyle bozulması gerektiği görüşündeyim.
Açıklanan nedenlerle sayın çoğunluğun bozma gerekçesine katılmıyorum.
Full & Egal Universal Law Academy