(2004 S. K. m. 72)
Dava: Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Davacı vekili, davalının müvekkilinin imzasını taklit edip bono düzenleyerek icra takibine koyduğunu, taraflar arasında herhangi bir alacak borç ilişkisi bulunmadığını iddia ederek bono altındaki imzanın davalıya ait olmadığının tesbiti ile iptaline ve % 40 tazminatın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevabında, davanın reddini savunarak davacının % 40 kötüniyet tazminatına mahkum edilmesini istemiştir.
Mahkemece Adli Tıp raporuna göre imzanın davacıya ait olup olmadığı tespit edilememiş olup, davacı vekili tarafından da borçlu olmadığı yolunda başkaca bir delil de dosyaya sunulmadığı, ayrıca 31.5.2001 tarihli celse de başka delilleri olmadığını bildirdiği, deliller içerisinde yemin teklifi de bulunmadığı, mevcut belgelere göre senet altındaki imzanın başka delille de kanıtlanamadığından davacıya ait olduğu yolunda karar vermek gerektiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Sonuç: Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, 27.06.2003 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Davacı vekili tarafından açılan menfi tesbit davasında icra takibine konu bonodaki imzaların sahte olduğu, taraflar arasında herhangi bir alacak borç ilişkisi bulunmadığı iddia edilmiştir.
Davacıya ait imza örnekleri toplandıktan sonra Adli Tıp Kurumu Fizik/Grafoloji İhtisas Dairesinden alınan raporda inceleme konusu senette pul üzerine ve açığa atılmış olan imzaların tersimi basit, önemli grafolojik materyal ve yazı unsuru içermeyen imzalar olması nedeniyle aidiyetlerinin bu meyanda Aydoğan Yeniacun'un eli ürünü olup olmadığının tespit edilemediği belirtilmiştir.
Bu durumda mahkemece HUMK.nun 309/1. maddesi hükmü gözetilerek ... senedin imza ve tasdikine vehayut yazıldığını görenlerin istimaına veya senedin münkiri tarafından yazıldığına sureti kati'iyede delalet eden vakayiın şuhut ile ispatına karar verilmesi gerekir. Kuşkusuz bu konuda ispat külfeti davalıya aittir.
Mahkemece bu yönler gözetilerek davalıya bu konudaki delillerini ibraz olanağı sağlanıp uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken ispat külfetinin tayininde hataya düşülerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Açıklanan nedenlerle yerel mahkeme kararının bozulması gerektiğinden sayın çoğunluğun onama şeklinde oluşan görüşüne katılamıyorum. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy