(2004 S. K. m. 72)
DAVA VE Karar: Davacı, davalıya toplam 5.000.000.000.TL senetli borcu olduğunu, bu borcuna karşılık iki adet çek ile toplam 1.050.000.000.TL ödediğini, ancak davalının bu ödemeyi, senetli alacağına kabul etmeyerek senet bedelinin tamamım icra takibine koyduğunu, icra tehdidi altında 5.500.000.000.TL ödemek zorunda kaldığını belirterek, davalının kendisinden fazladan tahsil ettiği 1.050.000.000.TL'nin istirdadını talep ve dava etmiştir.
Davalı bu iddiaya karşılık 5.000.000.000.TL'lik senetli davacı borcunun ayrı, 1.050.000.000.TL'lik iki adet çeke dayalı davacı borcunun ise ayrı ilişkiler olduğunu belirterek, akdi ilişkiyi ispat için yargılama sırasında 6.12.1999 tarihinde tanzim edilen 3.782.000.000.TL'lik faturayı ibraz etmiştir.
Uyuşmazlık konusu 5.000.000.000.TL'lik bononun vadesi 30.9.1999 tarihli olup keşide tarihi ise 20.7.1999'dur. Yine davalı tarafından tahsil edilen 550.000.000.TL'lik çekin keşide tarihi 30.9.1999, 500.000.000.TL'lik çekin keşide tarihi ise 14.10.1999'dur. Davalı, tarihleri belirtilen çeklerin bir başka akdi ilişkiden doğan alacağına ilişkin olduğunu savunduğuna göre bu akdi ilişkinin çeklerin keşide tarihinden önce gerçekleşmiş olması gereklidir. Hal böyle olunca çeklerin keşide tarihi ve davanın da açıldığı bir tarihten sonraki 6.12.1999 tarihini taşıyan fatura akdi ilişkinin kanıtı olamayacağı gibi, esasen söz konusu faturanın vade farkına ilişkin bulunmasına ve taraflar arasında borcun geç ödenmesi halinde vade farkı uygulanacağına dair bir anlaşma dosyaya ibraz edilmediği gibi, bu yönde taraflar arasında da bir teamül oluştuğu da kanıtlanamamıştır.
Sonuç: Bu durumda mahkemece, açıklanan hususlar gözetilerek bir karar vermek gerekirken yazılı gerekçe ile ispat külfetinin tayininde hataya düşülerek davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Full & Egal Universal Law Academy