(2004 S. K. m. 67) (1086 S. K. m. 435)
Dava: Taraflar arasında itirazın iptali davasının yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik hükmün tefhiminden sonra davacı vekilinin kararı temyiz edeceğinden gerekçeli kararın tebliğine kadar süre tutumu istekli bir dilekçeyi mahkemeye sunduğu ve başka bir dilekçe vermekle beraber temyiz borçlarını ve yollama giderlerini verdiğinden temyiz için dosya gönderme formuyla dosyanın Dairemize gönderildiği anlaşılmış olmakla incelenip gereği görüşüldü.
Karar: Davacı vekili, müvekkili şirketten mal satın ve teslim alan davalının fatura bedelini ödemediği gibi girişilen icra takibine de haksız olarak itiraz ettiğini iddia ederek itirazın iptaline ve icra inkar tazminatına hükmolunmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, davacının davalıya mal teslim ettiği usulüne uygun delillerle kanıtlanamadığından davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili temyiz için gerekçelerin bilinmesinin zorunlu olduğunu belirterek temyiz süresinin işlememesi bakımından bir dilekçeyi mahkemeye sunmuş, bu dilekçe temyiz defterine kaydedilmiş, temyiz harç ve posta pulları verilmiştir. Öncelikle bu dilekçenin niteliği kurulda tartışmaya açılmış, oy çokluğu ile dilekçenin, nedenleri bildirilmeyen bir temyiz dilekçesi olduğu yönünde karar verildikten sonra dosya esastan incelenmiştir.
Sonuç: Dosyadaki yazılara, hakimin dayandığı kanıtlara ve hukuksal gerektirici nedenlere göre temyiz isteğinin reddi ile usul ve yasaya uygun kararın oybirliği ile ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına 04.07.2003 gününde karar verildi.
ÖN SORUN BAKIMINDAN KARŞI OY YAZISI
Dava, alacağın tahsili amacıyla girişilen icra takibine yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın reddine karar verilmiş hükmü temyiz edeceği gerekçesiyle süre tutum dilekçesi veren davacı vekilinin bu dilekçesi üzerine dosya temyiz incelemesi için Dairemize gönderilmiştir.
Yapılan görüşmeler sırasında davacı vekilince verilen 14.2.2002 tarihli dilekçesin temyiz dilekçesi niteliğinde olup olmadığı hususu ön sorun oluşturmuştur. Anılan dilekçe İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi Başkanlığına hitaben yazılmış süre tutum talebi ne ilişkin bir dilekçe olup hiçbir yerinde yerel mahkeme kararının temyiz edildiği nden söz edilmemiştir.
Temyiz edenin dilekçesinden hükmü temyiz ettiğinin (temyiz iradesinin) anlaşılması gerekir; Aksi halde, dilekçe temyiz dilekçesi olarak nitelendirilemez ve hüküm temyiz edilmiş sayılamaz.
Hukuk usulünde (Medeni Usul Hukukunda) süre tutum dilekçesi diye bir müessese yoktur. Bir tarafın sadece temyiz süresinin muhafaza edilmesi için verdiği bir dilekçe ile karar temyiz edilmiş olmaz. Dilekçede temyiz edenin kimliği ve imzasının temyiz olunan hükmü yeteri kadar belli edecek kayıtların (HUMK. 435) ve hükmün temyiz edildiğinin belirtilmesi gerekir ki, dilekçe temyiz dilekçesi olarak nitelendirilebilsin. (Yarg. 2. HD. 28.02.1972 1088/1137 K. sayılı kararı, Prof. Dr. B. Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü 5. Baskı 1991, Cilt 4, Sahife 3336). Harcın yatırılmış olması ve posta giderlerinin ödenmesi tek başına temyiz iradesinin varlığına kanıt oluşturmaz.
Bu nedenlerle, davacı vekilinin 14.2.2002 tarihli dilekçesi temyiz iradesi ni yansıtmadığı için temyiz dilekçesi niteliğinde kabul edilemeyeceğinden, dosyada temyize ilişkin başkaca bir dilekçe de bulunmadığından hükmün temyizen incelenmesi usulen mümkün değildir. Hal böyle olunca, dosyanın yerel mahkemeye geri çevrilmesine karar verilmesi gerektiği görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun ön sorun bakımından aksi yönde oluşan görüşüne katılamıyorum. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy