(818 S. K. m. 41)
Dava: Taraflar arasındaki karşılıklı tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı her iki davanın da kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Taraflardan İbrahim Uysal yönetimindeki M. Asım Baykan'a ait 34 .. 1953 (1543) plaka sayılı araçla Oya Güven'e ait Cüneyt Sefer Güven'in yönetimindeki 34 .. 9593 plaka sayılı araç, ön taraflarından çarpışmış ve her iki araç da hasarlanmıştır. Trafik kaza tespit tutanağında İbrahim Uysal yönetimindeki araç, diğer aracın şeridine geçmiş gözükmektedir. Sürücü Cüneyt Güven olay akabinde yapılan muayenede %70 promil alkollü bulunmuştur. Şerit tecavüzü dikkate alınarak tespit tutanağında, bu aracın sürücüsü İbrahim Uysal, asli kusurlu olarak gösterilmiştir. Fakat İbrahim Uysal olay esnasında kendi şeridinde seyrettiğini, karşı aracın gelip şeridine girerek kazanın oluşumuna neden olduğunu ve çarpmasıyla savrulduğunu, kusurun diğer tarafta bulunduğunu bildirerek dava açmıştır.
Bu davaya karşı cevap veren davalılar, Oya ve Cüneyt Güven, sürücünün dava açamayacağını ve dava açanın kusurlu olduğunu savunmuşlar ve taraflardan Oya Güven davacı ile araç işleteni M. Asım Baykan haklarında karşı dava açmıştır.
Yargılamada tanıklar dinlenmiş ve uğranılan hasarlar değerlendirilmiştir. Davacı tanıkları, Cüneyt Güven yönetiminde olan aracın kararsız hareketlerle geldiğini, İbrahim Uysal'ın bunu görerek kendi şeridinde durmasına rağmen Cüneyt Sefer Güven'in taşıtına çarpmasına engel olamadığını ve taşıtların bundan sonra savrulduklarını, daha sonra olay yerine gelen trafik görevlilerinin araçların konumlarına göre tutanak düzenlediklerini söylemişlerdir. Adli Tıp Kurumunca, kusurun belirlenmesi yönünden yapılan inceleme sonunda tanık anlatımlarına göre olayın gelişmiş olduğunun kabulü durumunda Cüneyt Sefer Güven'in, trafik tespit tutanağının temel alınması durumunda ise İbrahim Uysal'ın tam kusurlu sayılması gerektiği yolunda görüş bildirilmiştir.
Yerel mahkemece, olayın hakkaniyet ilkeleriyle çözümlenebileceğinden hareketle her iki taraf da eşit kusurlu sayılmış ve buna göre tazminata karar verilerek, M. Asım Baykan'ın davacı olmaması nedeniyle onun hakkında karşı dava açılamayacağı düşüncesiyle adı geçene yönelen dava reddedilmiştir.
1- Gerçekten M. Asım Baykan, Oya Güven'e karşı dava açmamıştır; fakat harçları ödenerek Oya Güven tarafından mahkemeye verilmiş bir dilekçe vardır. O nedenle davanın reddi yerine M. Asım Baykan'a yönelen dava bölümünün ayrılarak yargılama yapılması gerekir. Anılan yönün gözetilmemesi, usule aykırıdır.
2- Tanıkların doğru söylemedikleri yolunda herhangi bir belirti yoktur. Zaten, mahkemece de böyle bir olgu kabul edilmiş değildir. Şerit tecavüzünün çarpışma öncesinde değil sonradan meydana geldiğinin açıklanması karşısında olayda Cüneyt Sefer Güven tam kusurludur. Açıklanan yönde değerlendirme yerine hakkaniyet koşullarına göre karar verilmesi uygun değildir.
3- Davacı İbrahim Uysal, işletenden hasarsız olarak aldığı taşıtı, ayni durumda teslim zorunda olan kişidir. O bakımından dava açmasında sakınca görülmemelidir. Davalı Cüneyt Güven'in olayda tam kusurlu sayılmasını gerektiren nedenler ise 2 sayılı bentte açıklanmıştır.
Belirtilen açıdan davalılar Cüneyt ve Oya Güven ile Oya'nın İbrahim Uysal'a yönelen davası bakımından tüm temyiz itirazlarının reddi gerekir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın ilk bentteki nedenle karşı davacı Oya Güven ile 2 sayılı bentteki nedenlerle de davacı İbrahim Uysal yararlarına BOZULMASINA, davalılar ve karşı davacı Oya Güven'in İbrahim Uysal'a yönelen temyiz itirazlarının ise, 3 sayılı bentteki nedenlerle REDDİNE, peşin harcın istek halinde iadesine, 24.09.2002 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy